Çatlayan sistemden sızan adalet
Tıpkı filmlerdeki gibi.
Aniden bir savcı çıkıyor, yıllardır sümen altı edilen dosyayı açıyor. Altı yılda yapılmayanlar birkaç günde yapılıyor.
Altı yıldır kayıp olan Gülistan Doku dosyasında yıllar sonra katil zanlısı bulunuyor.
Onu koruyan vali babasıyla birlikte 11 kişi tutuklanıyor. Bir cinayeti örtbas etmek için seferber olan vali, başhekim, polis memurları… Ve daha bilmediklerimiz. Ortaya çıkan tablo ise şu: Altı yıl boyunca yürütülmeyen soruşturma bir “ihmal” değil, organize bir koruma mekanizması.
Hepimiz biliyoruz; eğer bir avuç insan —ailesi, Dersim Kadın Platformu, yerel basın— inatla gerçeğin peşine düşmeseydi, bu dosya da diğerleri gibi karanlığa gömülecekti. Senelerdir şüpheli ölümler için verilen kaç araştırma önergesi reddedildi? Muhalefet milletvekilleri, dönemin Adalet ve İçişleri bakanlarına kaç soru önergesi yöneltti? Bu önergeler yanıtlandı mı? Gülistan Doku dosyası özelinde çözümlenmeyi bekleyen dosyalarda neden arpa boyu yol alınamadı? Adalet Bakanı bu hususları açıklar mı acaba?
Ama asıl soru şu: Doku soruşturmasında altı yıl boyunca katilin korunmasına kim / kimler göz yumdu?
“Bunun hesabı sorulur mu?” diye en ufak bir endişe duymadan, delilleri karartmak için vilayet bürokrasisini sonuna kadar kullanan bir valiyi konuşuyoruz günlerdir. Türkiye belki de ilk kez böyle bir dosyada bir valinin tutuklanmasına tanıklık ediyor.
Delilleri yok edenlerden biri olan doktora “yılın doktoru” ödülü verilmiş, ardından İl Sağlık Müdürü olarak atanmış. Delilleri yok edenler ödüllendirilmiş, soruşturmaları yürütenler üç maymunu oynamış. Bunların bir tesadüf değil, bu düzenin bir parçası olduğunu adımız kadar iyi........
