menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Politikayı psikiyatrize etmenin psikopolitik analizi

49 0
15.06.2026

"Kılıçdaroğlu’nu analiz edecek psikiyatr aranıyor..."

Geçen hafta Cumhuriyet gazetesi yazarı Ergin Yıldızoğlu’nun sosyal medyada paylaştığı ve ardından "şaka yapmıyorum" diye eklediği bu kısa ama yüklü cümle, Türkiye’deki muhalif entelektüellerin hissettikleri çaresizlik kaynaklı öfkenin acı bir dışavurumu oldu. Yazılarından çok şey öğrendiğim Yıldızoğlu’nun bile bu indirgemeci dalgaya kapılması, üzerinde durulması gereken yapısal bir soruna işaret ediyor. Bugün geniş kitleler Kılıçdaroğlu’nun "mutlak butlan" süreci boyunca yapıp ettiklerini ancak psikiyatrinin açıklayabileceği bir "akıldışılık" olarak görüyor; geri kalanlar ise "ajan/proje/hain" sığlığına sıkışmış durumda.

Bir psikiyatr olarak, mesleğim, siyaseti kurumsal, sınıfsal ve ideolojik dinamiklerinden kopararak tek bir bireyin ruhsal sorunlarına indirgeme isteğinin ardında yatanları psikopolitik olarak çözümleme yükümlülüğü veriyor bana. Siyaseti psikiyatrinin konusu yapmak, toplumsal bütünselliği parçalar ve siyasal özneyi tarihsel bağlamından koparır. Bu yüzden tartışmayı tersten kurmamız gerekiyor: Klinik vaka olarak incelenmesi gereken özne, eylemleri başından beri son derece sınıfsal, bürokratik ve pragmatik bir süreklilik arz eden Kılıçdaroğlu mu; yoksa onun her hamlesinde büyük "şaşkınlıklar" yaşayıp çareyi psikiyatrik analizde arayanların ruh hali mi?

“DEMOKRAT DEDE” FETİŞİZMİ

Türkiye’deki çoğu seküler-liberalin büyük yanılgısı, siyaseti toplumsal sınıfların acımasız ve organik bir çatışma alanı olarak değil, belirli rasyonel kuralları olan bir satranç tahtası gibi kurgulamaları. Kılıçdaroğlu’nu bu tahtada "demokrat dede" fetişiyle idealize eden bilinç, onun aslında CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturduğu ilk günden beri özünde bürokratik, sağ-muhafazakâr ve statükocu bir çizgi izlediğini görmeyi reddetti.

Egemen ideoloji, Kılıçdaroğlu’nu kendi rıza üretme mekanizmalarının içine çekti ve onu kendi dilini konuşmaya zorladı. O da sistem içi bir aktör olarak en "rasyonel" olanı yaptı;........

© Birgün