Olaydan ne anlıyoruz?
Geleneksel toplumları modern toplumlardan ayıran tek şey, zamanın ilkinde döngüsel, ikincisinde çizgisel olması değildir. Olaydan ne anladıkları da farklıdır. “Hawaii tarihi genellikle tekrar eder, çünkü bir şey ancak ikinci defa yaşandığında bir olay olur. İlkinde ise mittir” (Marshall Sahlins, Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçekler, bgst). Mitik bir anlatının olay olabilmesi için şimdi ve burada bir kez daha gerçekleşmesi gerekir. Geçmiş geçmemiştir, olay olarak yeniden tezahür eder ve olayla birlikte toplum başlangıç ilkelerine geri döner. Olayın gerçekleşmesi mevcut olanı değiştirmez, aksine toplumu değişime karşı korur. Olay, toplumu zamanın yıkıcı etkilerinden korumaya, geçmişi yeniden diriltmeye yarar. Olmuş olan yeniden olmuş ve şimdiyi bir kez daha geçmişe göre biçimlendirmiştir. Modern toplumlarda ise olay, yeni olanla ilişkilidir. Olay, çizgisel zamanda bir kırılma yaratarak mevcut durumu değiştirir. Augustinus’a göre Hıristiyanlığın merkez anlayışını novum (yenilik) oluşturur. Hristiyanlar kendilerine “biz modernler” derken, paganların zaman anlayışını, sonsuz döngüyü terk ettiklerini belirtmektedirler; zamanı başı ve sonu olan düz bir çizgi haline getirmişlerdir. Ve paganlara günah döngüsünden, ölü geçmişin ağırlığından kurtuluşu ve özgürlüğü vaat etmişlerdir.
Modern ile geleneksel olanın ya da döngüsel ile çizgisel zamanın ilk kez karşılaştığı anlar da olmuştur. Kaptan James Cook,........
