menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarım politikasının çıkmaz sokağı: Borçlar

29 0
04.03.2026

Geçtiğimiz aylarda sübvansiyonlu tarım kredilerine ilişkin yazdığım yazıda, tarım politikasının üreticiyi borçlandırmaktan değil, borcu yöneterek sürdürülmesi yoluna girdiğini ve bunun uzun vadede üreticiler için finansal bağımlılığı derinleştireceğini tartışmıştım. 15 Şubat 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan yeni Cumhurbaşkanı Kararı, bu tablonun somut bir adımını önümüze koydu. Bağ-Kur prim borcu ya da vergi borcu olan çiftçi bu borçları ödemek için 300 bin liraya kadar hazine destekli kredi açabilecek. Ancak o borcu kapattıktan sonra sübvansiyonlu üretim kredisi alabilecek. Başka bir deyişle, borçluya, borcunu ödemesi için borç veriliyor. Ancak daha önce de vurguladığım gibi bu borç tuzağı, çiftçileri çözüme değil çaresizliğe sürükler ve ağır sonuçlara yol açabilir.

Son üç buçuk aylık süreçte sübvansiyonlu tarım kredileri üzerinde üç farklı düzenleme yapıldı. Önce kredi faizleri ortalama on puan artırıldı ve çiftçiden "Bağ-Kur prim ile vergi borcunun olmadığına dair yazı" istenmesi karara bağlandı. Çiftçilerden yükselen tepki üzerine faiz artışından geri adım atıldı. Ancak "borcu yoktur" koşulu yürürlükte kaldı. Ardından bu koşula da tepkiler geldi. Bunun üzerine 15 Şubat’taki düzenlemeyle, borçlu çiftçiye borç ödemesi için yüzde 25 Hazine faiz indirimli -çiftçinin fiilen yüzde 31 civarında faiz ödeyeceği- üst limiti 300 bin lirayla sınırlı yeni bir kredi açılması formülü devreye sokuldu.

Tüm bunlar olurken Ziraat Bankası’nın 2025 yılında rekor kâr açıkladığını hatırlatalım. 2025 yılı sonunda açıklanan veriler bu çelişkinin bilançosunu gözler önüne seriyor. Çiftçi Ziraat Bankası’na yüz milyarlarca lira........

© Birgün