menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emperyalizme kafa tutmanın bedeli

43 0
03.06.2026

Trumpizmin küresel ölçekte yükselişi ve küresel militarist dalganın İsrail-İran gerilimi üzerinden tüm bölgeyi ateşe atmasıyla derinleşen jeopolitik sorunlar, İspanya’da yerleşik düzenin sınırlarını zorlayan bir ideolojik çatışma zeminini açığa çıkardı. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Batı blokunun suç ortaklığına dayalı dış politikasına meydan okudu ve bunu sadece diplomatik söylem üretmekle sınırlı tutmadı. Aynı zamanda üsleri kapatmaktan ambargo çağrılarına kadar uzanan bir barikat da kurdu. Ancak bu duruşu, onu eş zamanlı olarak hem uluslararası sağ koalisyonun hem de ülke içindeki sağ muhalefetin hedefi haline getirdi. Diğer yandan Sánchez’e yönelik bu saldırıların tekil olmadığını görmek gerekiyor. Bugün emperyalizmin sınırlarını zorlayan her ilerici çıkış sistematik bir tasfiye hamlesiyle karşı karşıya kalıyor. Bu çerçevede Sánchez’in maruz kaldığı saldırı dalgası, emperyalizmin militarist düzenine kafa tutmanın jeopolitik faturasını gözler önüne sermenin yanı sıra sol-ilerici siyasetin sadece kurumsal savunma hatlarına veya parlamentoya sıkışan bir tarzla bu kuşatmayı yaramayacağını, kitlelerle kurulacak bağın hayatiyetini de yeniden hatırlatıyor.

***

Sánchez’in küresel jeopolitikte hedef tahtasına oturtulmasının yapı taşları, ABD-İsrail emperyalizmine karşı itirazıyla döşendi. İsrail’in Lübnan’a yönelik hukuk tanımaz saldırılarını sert şekilde kınayan Sánchez, uluslararası topluma Gazze ve Lübnan’da kullanılacak silahların sevkiyatını durdurma çağrısı yapmıştı. Sánchez bunlarla da yetinmedi. İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in tüm Avrupa Birliği ülkelerine girişinin yasaklanmasını talep etti. Ben-Gvir, Mayıs 2026'da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik askeri müdahalenin ardından, gözaltına alınan aktivistlere kelepçe taktırıp diz çöktürdüğü ve onlarla alay ettiği şiddet içerikli video görüntülerini bizzat paylaşarak küresel ölçekte bir tepkiye yol açmıştı. Bu açıdan Sánchez’in AB’nin ikircikli dış politika geleneklerine karşı, insan hakları zemininde kritik bir turnusol kağıdına dönüştüğünü söylemek mümkün. Sánchez’i küresel egemenlerin gözünde tehlikeli kılan bir diğer hamlesi de İran’la diyalog kanallarını açık tutma iradesi oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ve Hürmüz Boğazı krizinin gölgesinde İspanya, Batı dünyasında bir ilke imza atarak Tahran Büyükelçiliği’ni yeniden açan ilk Batılı ülke oldu. Trump’ın tehditkar dış politikasına ve bölgeyi ateşe veren askeri stratejilerine boyun eğmeyen Sánchez, bu duruşuyla uluslararası basında adeta “Trump karşıtı küresel bir ikon” olarak konumlandırılmış durumda. Aynı sebeple hedef tahtasına da oturtulmuş durumda. ABD ve İsrail’in gözünde hizadan çıkan Sánchez’in içerideki yerli işbirlikçiler eliyle kuşatılmasının da tam olarak bu meydan hemen peşinden hız kazanması yapısal bir duruma işaret ediyor.

İÇERİDEKİ KUŞATMA

Sánchez’in dış politikada militarist dalgaya karşı aldığı bu net pozisyon, içeride bir yıpratma operasyonunun da fitilini ateşlemiş görünüyor. Fransız L'Humanité gazetesinde yayımlanan analizlerde vurgulandığı üzere, İspanya’daki sağ gruplar (Vox ve Halk Partisi’nin radikal kanadı), Sánchez hükümetini devirebilmek için sistematik bir dezenformasyon mekanizmasını devreye sokmuş durumda.........

© Birgün