Sülükleri Ayarlama Enstitüsü
Hikaye, 1755-1843 yılları arasında yaşayan Hahnemann ile başlıyor. Erken yaşta İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Yunanca ve Latince öğrenen Hahnemann tıp eğitimini 1779’da tamamladıktan sonra kısa bir süre doktorluk yapar. Ancak o zamanki tıp anlayışı ve doktorların uyguladığı tedavilerden hoşnutsuzdur. Bunun üzerine mesleğini bırakıp tıbbi çevirmenliğe başlar.
Çevirdiği metinlerde rastladığı kınakına bitkisi kabuğunun sıtma tedavisinde kullanılması ilgisini çeker. Kınakınayı kendi üzerinde denemeye karar verir. Sonuç şaşırtıcı olur. Sıtmalı hastalarda ateşi düşüren, daha doğrusu düşürdüğü varsayılan kınakına Hahnemann’da tam tersine öyle bir ateşe yol açar ki deneyi bitirmek zorunda kalır.
Bu deneyden vardığı sonuç sağlıklı bir kişide bazı belirti ve işaretlere neden olan maddelerin hastalık halinde bu belirtileri tedavi edebildiği yönündendir.
Yalnız bunun için ilgili maddenin defalarca seyreltilmesi ve her seyreltme işleminden sonra da iyice çalkalanması gerekir. Öyle ki neticede elde edilecek sıvıda ilk maddenin tek bir molekülünün bile kalmaması gerekir. Hastalığı tedavi edecek olan işte bu son sıvı maddedir.
Peki içinde ilk etken maddeden tek bir molekül bile kalmayan bu sıvı bir hastalığı nasıl tedavi edecektir. Çünkü suyun hafızası vardır ve o ilk maddedeki bilgi bu yolla bütün suya yayılmıştır.
Hahnemann’ın geliştirdiği ve homeopati denilen uygulamanın esası böyle.
Homeopati o günden sonra bütün coğrafyalara, bütün ülkeler yayılır. Bugün artık binlerce homeopatik ilaç listesi içeren kitaplar ve dünyanın dört bir yanında mebzul sayıda homeopat mevcut.
Bizim Sağlık Bakanlığı da bu yöntemi bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinden kronik yorgunluk sendromuna, egzemadan astıma, adet sancısında kısırlığa tam yirmi üç durumda her yaşta, herkese uygulama izni........
