Mağlubiyet kendiliğinden gelmez
Cumartesi günü yazdığım yazıya şöyle başlamıştım: “2026 Dünya Kupası'ndaki ilk rakibimiz olan Avustralya'nın yabana atılacak bir takım olmadığını belirterek yazmaya başlamak doğru bir giriş olacaktır.” Demiştim.
Biraz bunun gerekçelerini incelemek iyi olur sanırım…
Öncelikli olarak, millî takım üzerine yüklenen beklentinin karşılığının doğru olmadığını söylemek gerek, ama bunun da anlaşılması gerek…
Milli takımın toplam değeri 473 milyon avrodur. Arda 90 milyon avro, Hakan 40 milyon avro, Kenan 45 milyon avro, Orkun 28 milyon avro, Kerem 20 milyon avro, Barış 20 milyon avro ve Merih 14 milyon avro. Bu nokta önemli; 7 oyuncunun toplam değeri 257 milyon avro, geri kalan 19 futbolcunun değeri ise 216 milyon avrodur. Yani, 7 futbolcunun toplam değeri takım değerinin T,3’üne denk gelmektedir. Diğer 19 futbolcu ise takım değerinin E,7’sine denk gelmektedir.
Şuraya gelmek istiyorum: millî takım kadrosu mevkilere göre dağılımı ve takım içindeki kadro istikrarları öyle çeyrek final, yarı final üzerinden bir beklentiyi karşılayacak kadar tutarlı değil. Buradaki ayrışma sadece 26 kişilik kadro içinde tutarsız değil. Aynı zamanda ilk 11 üzerinden de tutarsızlığa sahiptir.
Tekrar Cumartesi yazısına dönersek: “Bizim futbol kurgumuzda, önde set oyununda topa sahip olma beceresindeki kopukluklar, top kaptırıldığında defansımızın arkasına atılan paslarda çabuk ve süratli oyuncular karşısında oldukça sıkıntı yaşamaktayız. Bu anlamda, bu iki oyuncuya dikkat edilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Venezuela........
