İsmail Kartal’ı kurtarmak
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Bu ülkede “futbolu bilmiyorum” diyenlerin sayısı oldukça azdır. Taraftarı, gazetecisi, yorumcusu; kime sorarsanız sorun, futbolla ilgili üst perdeden konuşma cesaretine sahiptir.
Oysa bir maç hakkında konuşmakla, futbolun bütün prensipleri ve kültür kodları üzerinden teknik ve idari anlamda konuşmak farklı şeylerdir. İşin içinde felsefi dayanaklar vardır. Bunlar, derin iç dinamiklere sahip oldukları kadar, bilgiye dayalı öğretileri de zorunlu kılar.
Yönetici olmanın sorumlulukları olduğu gibi, ahlaki ve etik bir kurgunun yanında, kulübün tarihsel derinliğine bağlı olarak kurumsal bütünlük içinde işletilecek bir yönetim modeline de sahip olmak gerekir. Başkanın kişisel tercihleri ve öznel davranış normları kulübü bağlamasa da, aldığı kararların kurumsal yarar gözetilerek verilmesi kaçınılmazdır.
Maalesef Türkiye’de futbolun temel sorunu, yönetememe zafiyetidir.
İkinci unsur ise antrenörlük mesleğinin anlamının ve mesleki gereklerinin, hem işi yapan antrenörler hem de diğer paydaşlar tarafından yeterince dikkate alınmamasıdır. Saha kenarında, saha içinde ve saha dışında nelerin yapılması gerektiği konusunda ciddi bir anlayış eksikliği vardır.
Öncelikli olarak başkan üzerinden yürütülen ilişkileri; sonrasında ise başkanın talep ve isteklerine göre şekillenen işleri ve siyasete bağımlı telefonlarla yapılan hamleleri, bizim antrenörlük yapımızın temel özellikleri olarak tanımlamak gerekir.
Bir de şu sportif veya futbol direktörlüğü konusu var…
Böyle bir makamın bizde gerçek anlamda bir karşılığı yoktur. Bu, çok daha profesyonel bir yönetim kurgusu içinde; Inter, Milan, Barcelona gibi........
