Sosyalist cumhuriyetçi – devrimci ittifakı!
BirGün gazetesinde geçen pazartesi günü (15 Aralık) yayımlanan yazımda ülkenin ve toplumun karşı karşıya olduğu “Yakın ve vahim” tehlikeye işaret ederek, bu tehdidi önlemenin yol ve yöntemlerini tartışmaya çalışmıştım. Söz konusu sürüklenişi önlemenin yolunun geniş bir demokratik muhalefet cephesini örgütlemekten geçtiğini vurgulamıştım.
Böyle bir “Birleşik Muhalefet Cephesi” ya da ittifakın olası güçlerinin kimler olabileceğini belirterek, sosyalist hareketin rolüne ve ideolojik çekincelerine işaret etmiştim. Bu nedenle okuduğunuz bu yazıyı, geçen hafta yayımlanan metnin bir devamı ve tamamlayıcı ya da pekiştirici çalışması olarak değerlendirmenizi isterim. Bu nedenle yer yer tekrarlar olacaktır, ama gereklidir.
Yakın ve vahim tehdit İslamcı-faşist bir diktatörlük kurma girişimidir. Merkezin de sosyalistlerin de olacağı, bir cumhuriyetçi devrimci ittifakının tarihin önümüze koyduğu bütün sorunları çözemeyeceği ve fakat bir totaliter rejim kurulmasını önleyeceği açıktır. Başka yol yoktur.
Tarihsel ve siyasal ömrünü dolduran AKP iktidarı çok yönlü bir sıkışma yaşıyor. Cumhuriyet’i büyük ölçüde yıkan İslamcı iktidar, buna karşın kendi rejimini kuramamanın yarattığı bu sıkışmayı aşamıyor. Çünkü, siyasal ideolojik ve toplumsal rezervlerini de tüketmiş görünüyor. İslamcı hareket, 23 yıllık iktidarının her etabında karşı devrimci programını hayata geçirmeye çalışsa da rejimi bütünüyle değiştirmeye gücü yetmedi. Hedefledikleri rejimin sınıfsal dayanaklarını oluşturmak için hem devlet mimarisinin kuruluş genetiğini hem de toplumsal dokuyu dönüştürecek birikim ve donanımdan uzak oldukları ortaya çıktı. Bu nedenle yeni bir süre istiyorlar.
Çok zaman kaybettiler. Uzun iktidar süresini, yeni rejimin dayanağını oluşturacak zenginler sınıfını yaratmak için ülke kaynaklarını yağmalamaya çalışmakla harcadılar. Bir yolsuzluk ekonomisi ve düzeni kurdular. İslamcı-muhafazakâr bir oligarşi oluştu. Pervasız, rövanşist, yağmacı, rüküş, gerici ve demokrasi düşmanı bir oligarşi. Tehlikeli ve saldırgan bir azınlık rejimi...
Kasaba yobazlığından beslenen "sıra bizde" yırtıcılığı ve açgözlülüğü adeta bütün süreci belirledi. Siyasal İslamcılık bir sermaye biriktirme modeli haline geldi. Mağduriyetten devşirilen "kutsal mazlumluk" edebiyatı çöktü ve adeta "kutsal zalimlik" diyebileceğimiz bir baskıcı saldırganlığa dönüştü.
Ancak İslamcı iktidar, devletin bütün olanaklarını (kültürel aygıtlarını) harekete geçirse, para ve baskı aygıt mekanizmalarını kullansa da ideolojik-kültürel bir hegemonya kuramadı. Bu sonuç, tıpkı bir şeri-faşist rejimin kurulmasının önlenmesi gibi, devrimci aydınların, liberalizmin etkisini kıran sosyalist güçlerin ve toplumsal direnişin bir başarısıdır. Cumhuriyetçi toplum kesimlerinin soylu bir direnişidir.
İşte tam da bu nedenle AKP iktidarı ve Cumhur İttifakı, rejim değişikliğini tamamlamak için yeni bir süreye ihtiyaç........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Mark Travers Ph.d
Gideon Levy
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin
Chester H. Sunde