Özelleştirme iflasının bir örneği olarak Soma
Türkiye’nin son yirmi yılına damga vuran enerji politikaları, neo-liberal ekonomi programlarının en ağır ve sistematik tahribatına uğrayan alanların başında gelmektedir. Bu süreçte "verimlilik artışı," "teknolojik modernizasyon" ve "ucuz enerji" gibi süslü vaatlerle halkın müşterek varlığı olan elektrik üretim tesisleri birer birer sermaye gruplarına devredilmiştir. Ancak gelinen noktada bu vaatlerin hiçbirinin gerçekleşmediği; aksine halkın fahiş fiyat artışları, devasa boyutlara ulaşan kamusal zararlar ve geri dönülemez çevresel felaketlerle baş başa bırakıldığı görülmektedir. Soma B Termik Santrali’nin 2015 yılında başlayan özelleştirilme serüveni ve bugün Soma A için kurulan yeni ihale masası, bu piyasalaştırma dalgasının yarattığı yıkımın en somut ve can yakıcı örneği olarak karşımızda durmaktadır.
RAKAMLARLA ÖZELLEŞTİRME İFLASI
2015 yılındaki özelleştirme süreciyle Soma B Termik Santrali, Konya Şeker’e 685,5 milyon dolar gibi bir bedelle satılmış, o dönemin propagandası bu tesisin özel sektörün "dinamizmi" ile çok daha verimli işletileceği yönünde kurgulanmıştı. Oysa gerçekler, bu iddiaların tam tersi bir istikamette seyrederek büyük bir ekonomik iflasa dönüştü. Özelleştirme sonrasında tesisin onlarca yıllık teknik bilgi birikimi sermayeye devredilirken, işletmeci şirket Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) olan kömür borçlarını ödemeyerek kamu üzerinde taşınamaz bir yük oluşturdu.
Bugün basına yansıyan veriler durumun vahametini özlü bir biçimde ortaya koymaktadır: Şirketin TKİ’ye olan birikmiş borcunun 18 milyar TL seviyesine ulaştığı ifade........
