Migros depo direnişi: Yoksulluğa karşı yükselen emek dalgası
Son yıllarda Türkiye’de taşeronlaşmanın en hızlı ve en görünmez biçimde yayıldığı alanlardan biri lojistik sektörü oldu. Perakendeden e-ticarete, gıdadan hızlı tüketime kadar uzanan zincirin arka planında devasa depolar yer alıyor. Ancak bu parıltılı tüketim zincirinin mutfağında işler hiç de göründüğü gibi değil. Bu depolarda giderek artan biçimde güvencesiz, örgütsüz ve ucuz işgücü çalıştırılıyor. Taşeron firmalar aracılığıyla kurulan sistem, işçiyi ana işverenden koparırken sorumluluğu belirsizleştiriyor. Bugün Migros depo işçilerinin ayağa kalkması, tam da bu köhne yapının yarattığı kronik sorunların bir sonucu olarak karşımızda duruyor.
Lojistik sektöründe taşeronlaşma, sadece ekonomik bir tercih değil; aynı zamanda örgütlenme ve iş güvencesi açısından da bilinçli bir baraj yaratıyor. Depolarda çalışma temposu kesintisiz, iş gücü devri yüksek ve sendikalaşma adeta bir "yasaklı alan". Ayrıca, lojistik faaliyetler çoğu zaman “ana iş” olarak görülmediği için, işçilerin hak arama süreçleri daha da karmaşık hale getiriliyor. Bu tablo, taşeronluğun artık istisna değil, kural haline geldiğini gösteriyor.
Migros depo işçilerinin direnişi, yalnızca basit bir ücret........
