menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Macaristan’ın kritik seçimi

62 0
11.04.2026

Macaristan 12 Nisan’da çok kritik bir seçime gidiyor. Avrupa Birliği (AB) üyeleri içerisinde en uzun süredir görev yapan, tam 16 senedir başbakanlık koltuğunda oturan Viktor Orban ilk kez dişli bir rakip Peter Magyar ile yarışıyor. Kamuoyu yoklamalarında iyice geriye düşen Orban’ı “garip bir koalisyon”; Trump, Putin ve Avrupa’nın tüm aşırı sağ partileri destekliyor. AB, NATO ve liberal düşünce kuruluşları ise Magyar’ın arkasında duruyor.

Orban rakibini dış güçlerin maşası olmakla, Ukrayna Başbakanı Zelensky ile iş birliği içerisinde ülkeyi Rusya ile savaşa sokma planı yapmakla suçluyor. Magyar ise Orban’ı bir “mafya devleti” kurduğunu, türlü yolsuzluklara bulaşıp yandaşlarını zengin etmekten başka bir şey düşünmediğini, ekonomiyi kötü yönetip halkı yoksullaştırdığını öne sürüyor. Özellikle gençlerden büyük destek alıyor.

Orban, Avrupa Parlamentosu içindeki Avrupalılar için Vatanseverler (Patriots for Europe) adlı aşırı sağ grubun lideri konumunda. Magyar’ın ise merkez sağda bir politik duruşu olduğu söylenebilir. Göçmen karşıtlığı, halktan ciddi tepki gören Ukrayna savaşına daha fazla kaynak ayırmaktan kaçınma gibi konularda Orban ile arasına net bir çizgi çekemiyor. 
“Memleketteki bunca sorun arasında Macaristan seçimlerine ayıracak daha fazla zamanım yok” diyenler buraya kadar duyduklarıyla yetinebilir, pekala bu genel bilgilerle seçim sonucunu bekleyebilirler. Türkiye’deki Erdoğan rejimiyle ciddi paralellik gösteren Macaristan dinamiklerine biraz daha yakından bakmak isteyenler ise yazının devamını okuyabilirler.

ERDOĞAN’IN RUH İKİZİ BUDAPEŞTE’DE

Samir Amin Monthly Review dergisinin Eylül 2014 sayısındaki “Faşizmin Dönüşü” başlıklı makalesinde Avrupa’daki faşist hareketlerle İslami faşizm, daha da ileri giderek Hindistan’da Başbakan Narendra Modi’nin partisi BJP arasındaki ortak zihniyet kalıplarını ortaya seriyor. Amin’e göre, tüm bu hareketlerin ortak paydaları şunlar:

1) Özel mülkiyet başta gelmek üzere kapitalizmin temel ilkelerini sorgulayamazlar. Hatta egemen sermaye için şiddetli kriz koşullarında faşizm bazen en elverişli çözüm haline gelir.

2) Geçmişin asr-ı saadetine dönme hayali üzerinden kaderlerini bunu gerçekleştirmesini umdukları üstün lidere teslim ederler. Demokratik süreçler ve teamüller icraatı yavaşlattığı ölçüde demokrasi ayak bağı haline gelir. Çarklar lidere sadakat ve itaat üzerinden işlemeye başlar.

Yukarıdaki faşizm formatı Erdoğan Türkiye’sine cuk oturduğu gibi, Viktor Orban’ın........

© Birgün