menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ülkü Abla'dan hayat dersleri

82 0
25.03.2026

Ülkü Abla, sadece Türkiye’den değil, tüm Akdeniz ülkelerinden ve Balkanlar’dan Almanya’ya işgücü göçünün ilk tanıklarından.

Geçtiğimiz yılın son günlerinde 90’ncı yaşını geride bırakan Sendikacı, Siyasal Bilimci, Eğitimci Ülkü Schneider Gürkan, 70 yıldır Almanya’da yaşıyor. Yani 1961’de Türkiye ile Almanya arasında işgücü mübadelesi anlaşması imzalandığında o yıllardır Almanya’daydı, önce dil öğrenimi için kısa bir süre Bavyera’da, daha sonra ve halen Frankfurt’ta…

Sadece Frankfurt’taki Türkiye kökenli göçmenlerin değil, Almanya’daki tüm göçmenlerin “Ülkü Ablası”, uzun yıllar dünyanın en büyük sendikalarından IG Metall’de, üniversitelerde, halk eğitim merkezlerinde,“Türk Danış” kurumlarında göçmenlere yönelik çalışmalarda üst düzey sorumluluklar üstlendi. Bu arada önce yabancı öğrencilerin sorunlarına çözüm için, sonra da göçmenlerin eşit hakları için örgütlü mücadelenin öncüleri arasında yer aldı. Geçtiğimiz yıl 60’ncı yılını kutlayan Almanya’nın en eski göçmen örgütlerinden Frankfurt Türk Halkevi’nin bir avuç aydın arkadaşıyla birlikte kurdu ve faaliyetlerine uzun yıllar yön verdi.

Bu arada yıllardır Frankfurt şehrinin “onursal hemşeri” ünvanını da taşıyan Ülkü Abla, halen bu kentte olup-bitenleri yakından takip ediyor. Tavsiyeleriyle, siyasal, toplumsal, kültürel süreçlere desteğini veriyor. Olağanüstü hafızası sayesinde çok önemli tarihi tanıklıklarıyla, gözlemleriyle, bilgileriyle ve anekdotlarla zenginleştirdiği yorumlarıyla dünyanın, Türkiye’nin, Almanya’nın gidişatını daha iyi anlamamıza destek oluyor.

Ülkü Abla Frankfurt'un onursal hemşehrisi ilan edilmişti.

Ülkü Abla hayat dersleri vermeye devam ediyor…

Kısa bir süre önce küçük bir grup olarak 90’ncı yaş gününü birlikte kutlarken başından beri içinde olduğu, bireysel ve örgütsel çabalarıyla gidişatını etkilediği, öncüleri arasında yer aldığı göçmen ve işçi hakları mücadelesine ilişkin değerlendirmelerini dinledik. Tabii bu sürece ilişkin eleştirilerini de…

Bu eleştirilerin başında göçmen derneklerinin siyasi çalışmalardaki hedefler konusu geliyor.

Başında kendisinin de yer aldığı göçmen örgütlerinin burada doğan, büyüyen gençlerin Almanya’daki siyasi süreçlere aktif olarak katılımını teşvik etmeyi ihmal ettiklerine, bu konuda çok geciktiklerine işaret ediyor.

“Kurduğumuz derneklerde eğitsel, kültürel çalışmalar yaparken, bir yandan da gençleri buradaki siyasi partilerde aktif olarak çalışmaya teşvik etmeliydik. Eğer bu konuyu ihmal etmeseydik, şimdi Almanya’da bu ülkenin siyasi süreçlerinin içinde gelişmiş, deneyim kazanmış çok daha fazla politikacımız olacaktı. Göçmen karşıtlığı, aşırı sağın yükselmesi gibi alanlarda çok daha farklı bir Almanya’da yaşıyor olacaktık. Göçmen kökenli politikacılar hem ulusal, hem de yerel düzeyde ülke politikasını belki de olumlu anlamda etkin biçimde etkileyebileceklerdi. Toplumda Türkiye’ye yönelik çok daha farklı, gerçek duruma daha yakın bir algı düzeyi olacaktı” diyor.

Ülkü Abla, önümüzdeki günlerde Baden Württemberg’deki seçimlerde bu eyaletin başbakan adaylarından, Türkiye kökenli ilk Federal Bakan olarak tarihe geçmiş olan ve önümüzdeki dönemde büyük olasılıkla Almanya’nın Türkiye kökenli ilk eyalet başbakanı olmaya hazırlanan Cem Özdemir gibi Alman siyasetinde etkin olan politikacıların önemli bir bölümünü yakından tanıyor.

Hem ülke çapında, hem de yerel düzeyde çalışmalarıyla dikkat çeken, bazılarını bizzat desteklediği diğer göçmen kökenli politikacıları da yakından takip ediyor. Hangi partiden olurlarsa olsun, onların başarılarından mutlu oluyor. Ama özellikle 70’li yıllardan itibaren buradaki sosyal, siyasal ve kültürel çalışmaların ağırlıkla Türkiye’ye yönelmesi nedeniyle önemli bir bölümü Alman vatandaşlığı almış yüzbinlerce göçmenin yaşadığı bu ülkedeki göçmen kökenli politikacıların sayısının halen çok düşük olduğuna işaret ediyor…

“Buradaki gençlerin Türkiye’ye siyasi gelişmelere duyarlı olarak yetişmesi tabii ki önemliydi. Ancak bizim asıl hedefimiz gençleri oradaki siyasi partilere değil, Almanya’daki siyasi partilerde çalışmaya yönlendirmek olmalıydı” diyor.

“Frankfurt’a 1957’nin Eylül ayında geldim. Savaş biteli 11-12 yıl olmuştu. Şehir yıkılmış durumdaydı. Bir de maddi olarak Almanlar çok yoksuldu. O zamanlar Türk parası daha değerliydi. 1 mark 68 kuruştu. Düşünebiliyor musun? Bize Türkiye’deki ailemiz döviz müsaadesi alıyor ve onu buradaki banka hesabına havale ediyorlardı. Bizim öğrenci dövizi Alman işçi ücretlerinden fazlaydı, bitmek bilmezdi. Bir işçi ayda 150 mark kazanıyordu, bizim öğrenci harçlığımız 385 mark idi... O zaman Frankfurt Üniversitesi’nde üçü kız, sekiz Türk öğrenci vardı.”

“Almanya’da işçi eksikliği vardı. Önce Doğu Almanya’dan kaçanlarla kapatılıyordu bu eksiklik. Ama bu zamanla yeterli değildi. Dışarıdan yabancı işçi getirmeye başladılar. Önce İtalyanlar, İspanyollar ve Yunanlılar. Sonra Yugoslavlar... 1961’de Berlin Duvarı yapıldıktan Doğu’dan gelişler tamamen durdu. Sonra bizimkileri getirmeye başladılar.”

Almanya’daki göçmenlerin ve tabii en önemlisi Türkiye kökenli toplumunun tarihini daha iyi izleyebilmek isteyenlere, önce Ülkü Schneider Gürkan’ı tanımalarını tavsiye ediyoruz.

Ülkü Gürkan, Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımlarının ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara yakınlarındaki Çorum’da 1935’te dünyaya geldi. Annesi Dildare ve babası Mümtaz Gürkan öğretmendi. Genç cumhuriyetin aydınları arasında yer alan öğretmen çiftin iki kızı vardı. Ülkü’yle kardeşi İlter’in yüksek öğrenim görerek, meslek edinmelerini hedefliyorlardı. Eğitim süreçlerine damgasını vuran motivasyon onların ileride birikimleriyle toplumsal ilerlemeye katkıda bulunan öncüler arasında yer almalarıydı. Yaşamlarının ilk yıllarını Çorum’da geçirdiler. Evleri o yıllarda Çorum’da görevli olarak bulunan ya da çeşitli nedenlerle kenti ziyaret eden aydınların buluşma adreslerinden biriydi. Türkiye’nin ileri adımlarını benimsemiş cumhuriyetçi, ilerici, entellektüel eğitmen aydınların yanısıra, muhalif solcu, sosyalist aydınlar da evin bu evin konukları oluyorlardı. Örneğin ünlü ressam Abidin Dino da bunlar arasında. Ülkü Abla, sık sık evlerini ziyaret eden Dino’nun kendilerine resim dersi verdiğini, kitap okuduğunu halen hatırlıyor.

Kız kardeşi Dr. İlter Kayankaya, tanınmış ressamlar Abidin Dino ve İsmail Çoban........

© Birgün