Sol’un gerçek alternatif olduğunu gösterdiler
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Almanya’nın iki eyaletinde önceki günkü seçimlerde kendilerini “demokratik sosyalist” olarak tanımlayan sosyal demokratlarla ve geleneksel sosyal demokratların başarısı, son yıllarda büyük bir hızla tırmanışını sürdüren ve hiç de hak etmediği halde kendisini sistemin “alternatifi” olarak gösteren aşırı sağcı parti AfD’ye gerçek alternatifin solda olduğunu gösterdi.
Ancak başkent Berlin ve doğudaki Mecklenburg Vorpommern’deki eyalet seçimlerinde aldıkları sonuçlar her şeye rağmen AfD için de büyük bir başarıya işaret ediyor. İki seçimden birinde sandıktan birinci parti olarak çıktılar, diğerinde de oylarını neredeyse ikiye katladılar. Ancak, ne birinci parti oldukları Mecklenburg Vorpommern’de ne de üçüncü parti oldukları Berlin’deki koalisyon hükümetlerinde yer almaları mümkün değil. Böyle bir şeyin olabilmesi için her iki seçimde de ağır bir fiyasko yaşayan merkez sağ parti CDU’nun (Hıristiyan Demokrat Birlik) tavır değişikliğine gitmesi gerekiyor. Ancak böyle bir şey şimdilik mümkün değil. CDU’nun tüm yetkilileri, geçtiğimiz dönemde zaman zaman AfD’yle işbirliği yaptı, ancak bu partiyle “koalisyon yasağı” anlamına gelen “güvenlik duvarı” politikasının sürdürüleceğini net bir biçimde açıkladı. Yani AfD, bu iki eyalette önümüzdeki dönemi de muhalefette geçirecek.
Almanya’nın tamamını kapsayan kamuoyu yoklamalarında birinci parti olan AfD’nin, dolayısıyla faşizmin tırmanışını – şimdilik de olsa – durduran ya da en azından frenleyen iki dinamik ve karizmatik kadın politikacı, Elif Eralp ve Manuela Schwesig, girişte belirttiğimiz gibi bunu mevcut sisteme alternatif çıkışlarıyla başardılar.
Eralp ve Die Linke hem Berlin’in, hem de Almanya’nın en önemli sorunlarından biri olan yüksek konut kiralarını ve bu alandaki tekelleşmeyi seçim kampanyasının merkezine koymuştu. Berlin’de 2021 yılında SPD (Almanya Sosyal Demkrat Partisi) ve Yeşillerin de desteklediği halkoylamasında halkın yüzde 60’ı kentteki konutları ellerinde tutan emlak tekellerinin kamulaştırılmasına onay vermişti. Ancak hem sosyal demokratlar, hem de Yeşiller “halkoylamasının bağlayıcı olmadığı” gerekçesiyle halkın çoğunluğunun bu açık mesajına sırtlarını dönmüşlerdi.........
