Siyasetin kuşkucu öznesi Sinizm
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
İyimser ya da karamsar olabilmenin öncelikli koşulu, bilgiyi, çelişkileri paradoksları, tarihsel arka planı, nesnel, yani duygularımızı analizlerimize fazlaca karıştırmadan ergileyebilmektir. Zor iş. Bu zor işi başarabilmenin de bir ön koşulu var; sinizmin tuzağına düşmemek. Ama bu tuzaktan söz etmeden önce siyasal durumu nasıl gördüğümüzü “nesnellikten bir milim uzaklaşmam” ben böbürlenmesine kapılmadan anlatmayı deneyelim.
***
Türkiye’de siyasal alan epeyce daraltılmış durumdadır. Siyasal öznelerin hareket kabiliyetleri sınırlandırılmıştır. Kişisel özgürlükler, var olabilme hakkı, ekonomik sıkıntılardan söz edebilme, siyasal alandaki sınırlılığa uymak koşuluyla, ki bu sınır genellikle kolluk gücü ve adliye, adalet mekanizması aracılığıyla hatırlatılmaktadır, geniş kitlelere bahşedilmiştir.
Diğer yandan siyaset alanı ne kadar sınırlandırılmış olursa olsun, alanı çerçeveleyen duvarlar çok da sağlam değildir, duvarda siyasetin doğası gereği gedikler açılabilmekte ve çok yakın bir zamanda siyasetin herhangi bir sınırlamaya takılmaksızın daha işlevli olabileceği görülmektedir. Kuşkusuz bu genişleme kolay olmayacak, güç sahibi olmadığı halde gücü “de facto” elinde tutan iktidar kanadı, var olan yasallığının siyaset tarafından törpülenmesine izin vermemek için elinden geleni yapacak, hukukun artırılmış olanaklarını tavizsiz uygulama konusunda direnecektir. Bu çatışmanın olağanüstü koşullarda gerçekleşeceğini ünlü Alman hukukçu ve siyasetçi Carl Schmitt’in etkisi o yıllardan daha fazla olan teorisine sık sık başvurulacak, özellikle olağanüstü halin meşruiyeti tezi daha sık tartışılır hale gelecektir.
***
Siyasetin daraltılmış alanı zorlayacağından söz ediyorsak bu iddiayı gerekçelendirmeye çalışmak gerekir. Yükselen aktivitesi ve seçmende karşılığı hızla yükselen ana muhalefet partisi güçle ilişkisi açık olan hukuk yoluyla, kotarılmış bir darbeyle karşılaşmış, sonu henüz tahmin edilemeyen sıkıntılı bir sürecin içine girmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, darbe biraz erkene alınmış, bunun iktidar için pek iyi sonuçlar doğurmayabileceği, muhalefeti güçlendirebileceği şimdilerde daha fazla anlaşılır olmuştur. Ana muhalefet partisinin ikiye bölünme tablosu gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Çünkü hukuk kullanılarak partinin kimi organları Parti Başkanlığı, MYK, Disiplin Kurulu, iktidara daha yakın olduğu artık gizlenemeyecek kanatta kalmıştır. Seçilmiş vekillerin, Parlamento Grubu ve parti tabanının kendini Türkiye siyasal tarihinde hiç görülmemiş 200’e yakın mitinglerle kendini gösteren inkar edilemez çoğunluğu ve tüm bu verilerle gücü kanıtlanan kanat, -kanat tanımı ne kadar gerçeği yansıtmasa da, çünkü kanat değil ana gövde olduğu anlaşılmaktadır- ana muhalefet olma özelliğini........
