menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şimdi söyleyin ne söyleyecekseniz...

17 32
08.02.2026

Akşam oldu, biraz sonra gecenin karanlığı çökecek, fersiz sokak lambaları yanacak. Biz de hava iyice serinlemeden, daldığımız tartışmanın dışına çıkabilmek, bulduğumuz çözümleri birbirimizin kafasına fırlatmak için çabalayacağız. İster istemez öyle yapacağız; çünkü gelecek pek parlak görünmüyor. Bu durumun nedeni, yalnızca savaşlar, çatışmalar, geriye doğru evrilen “düzen-statüko” kurma çabalarının egemenlik alanlarını her gün biraz daha genişletmeleri, büyütmeleri değildir. Belki de asıl tehlike geçmişten kalan değerleri “korumanın” giderek daha zorlaşmasıdır.

***

Bir şeye, bir duruma, bir kültüre, bir siyasete sahip çıkmak istiyorsanız. Yalnızca onu korumakla yetinmemelisiniz. Çünkü böyle yaptığınızda sürekli gerileyecek, koruduğunuzu sandığınız değerlerin elinizden kayıp gittiğini, bir süre sonra korunacak, savunulacak bir şey kalmadığını göreceksiniz.

***

Geçmişin değerlerini, varlıklarını korumak derken, cumhuriyetin bürokratik yapısının ve sancılı gelişen kültürel uyanışın, DP iktidarı dönemi öncesinde başlayan yıpratma çabalarına karşı savunma hattına geri çekilmesinden ve sürekli gerilemesinden söz ediyoruz. Kültürel birikimin anahtar kavramı laikliktir. Türkiye’nin önde gelen siyasi kültür taşıyıcılarından sayılması gereken İlhan Selçuk’un gazetesinde “tehlikenin farkında mısınız?” kampanyasını yönetirken anlatmak istediği buydu. Sonra “şimdi ittifaklar zamanıdır, bir yere gitmiyor ya, şu laikliği fazla dillendirmenin ne alemi var” liber liberosu sahaya çıktı, peydah oldu, pek revaçtadır.

***

Cumhuriyetçilerin büyük açmazı ise, daha başta kendini kurtuluşun kazanımlarını korumakla görevli sayan ama bunun halktan uzaklaşarak başarılamayacağını anlamakta zorlanan kadrolardan oluşmasıdır. Savunma hattını korumayı, sistemi dert etmeden, aydınların, gençlerin, sivil asker bürokrasinin görevi sayan, bunun bir gerçekliğe, maddi bir temele dayanmadığını bir türlü kabul edemeyen, böyle bir anlayıştan uzak durması gereken kimi sosyalistleri bile etkisi altına alan yaklaşım, ne yazık ki uzun süre muhalefete egemen olmuş, laiklik düşmanlığını militanlaştıran gelişmeler, siyaseti tümüyle yönlendirir hale gelmiştir.

***

1950’li yıllarda ulusun varlığını, gelişmeyi, kalkınmayı Batı ile ekonomik, politik, askeri ilişkilere çıpalayan bürokrasi ve siyaset, giderek kültürel egemenliği de tehlikeye........

© Birgün