Boğaziçi’nin payına düşen Türk demokrasisi
15 Temmuz darbe girişimi için “Allah’ın bir lütfudur” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sonuçları itibariyle bunun ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olduğunu söylemişti. Erdoğan’ın baktığı yerden 15 Temmuz, Türk demokrasisinin önünün açılmasına ve hatta daha da güçlenmesine vesile olmuştu.
Nasıl mı? Darbenin peşi sıra gelen 16 Nisan 2017 Anayasa referandumu ve 24 Haziran 2018 cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleriyle… Türkiye’de parlamenter sistem kaldırılıp yerine ‘Türk tipi’ başkanlık sistemine geçildi. Seçimlerin galibi de Erdoğan ve Cumhur İttifakı oldu. Böylece Türkiye’de, Erdoğan’ın demokrasinin güçlendiğini söylediği yeni bir dönem başladı.
Bu ‘özgürlük ve demokrasi yüklü’ yeni dönemin gelişini ‘müjdeleyen’ yasal değişikliklerden biri üniversitelerle ilgiliydi. Darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL döneminde üniversitelerde rektör belirleme sistemi köklü biçimde değiştirildi. Daha önce öğretim üyelerinin seçim yaptığı ve YÖK’ün adayları Cumhurbaşkanı’na sunduğu model kaldırıldı; rektör atama yetkisi doğrudan Cumhurbaşkanı’na verildi. Bu değişiklik, üniversite özerkliği tartışmalarını uzun vadeli bir gerilim hattına dönüştürdü. Boğaziçi’ndeki kriz, bu yapısal dönüşümün somut bir sonucu olarak ortaya çıktı.
1 Ocak 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite dışından bir akademisyen ve aynı zamanda AKP’den 2015 genel seçimlerinde milletvekili aday adayı olan Prof. Dr. Melih Bulu’yu........
