Cezaevinde müzisyen olmak
Zaman zaman bazı virtüöz müzisyenleri izlediğim ya da dinlediğim zaman bu yere gelmenin zorluğunu düşünürüm. Örneğin Fazıl Say piyanosunun başında ne kadar da farklı bir kimliğe bürünür ya da Keith Jarret. Doğaçlama yaparken çıkardığı sesler, taburesinden ayağa kalkıp bir süre ayakta çalması ne kadar da etkileyicidir. Bunlar bildiğimiz tanıdığımız müzisyenler. Bir de şunu düşünün; bu iki müzisyenle aynı konservatuarlarda okuyup, benzer eğitimi alanlar, saatler boyunca benzer etütleri yapanlar ama hiç tanımadığımız müzisyenleri…
Yetkin bir müzisyen olmak gerçekten de yeteneğin yanında bilgi, çalışma ve farklı bir yorumu gerektirir. Özellikle bir enstrüman çalmak nankör bir iştir. Bir gün çalmazsanız duraklamayı siz anlarsınız iki gün çalmazsanız tüm dinleyenler.
Geçen gün Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden bir mektup aldım. Bir müzisyen kardeşimizin bu mektubunun bazı bölümlerini sizlere aktaracağım ve cezaevinde bir müzisyen olmanın zorluklarını paylaşacağım. Buradan yetkililerden ricam, zaten zor olan cezaevi koşullarını müzikle hafifletmek isteyen........
