Acı çekenler topluluğu
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
İstanbul’da çok şiddetli bir yağmur yağmıştı. Beşiktaş’ta bir arkadaşımla buluşmuştum; daha ne içeceğimize karar veremeden gökyüzü karardı, birkaç dakika içinde kaldırımlar suyun altında kaldı. İnsanlar kapı aralıklarına, pasaj girişlerine, bizim oturduğumuz kafeye doluştu. Islanmış yabancılar, masaların arasına sıkışmış, ayakta duruyorlardı. Yaşlı bir adam, camdan sokağı gösterip belediyeye söylendi; yanındaki kadın gülerek başını salladı. Kucağında market poşetleri olan bir kadın, kızının üniversiteyi bitirdiğini ama iş bulamadığını anlattı - kimse sormamıştı, anlatması gerekiyordu sadece. Bir başkası kirasına gelen zammı söyledi, rakamı duyanlar kendi rakamlarıyla karşılık verdi. Konuşma kayyumlara, pahalılığa, çocuklarının nasıl bir ülkede yaşayacağına uzandı. On dakika önce birbirine omuz değdirmemek için mesafe tutan insanlar, şimdi ortak bir hikâyenin içindeymiş gibi konuşuyorlardı.
Arkadaşım da bu tuhaflığı fark etmişti; bana Rebecca Solnit’in ‘Cehennemdeki Cennet’inden söz etti. Solnit, depremlerden elektrik kesintilerine beş büyük felaketi incelemiş ve hepsinde aynı şeyi bulmuştu: Felaket anında gündelik........
