İktidarı görmeden siyaset yapılır mı?
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Türkiye’de siyaset alanının daralması ve günden güne yoğunlaşan devlet baskısı, iktidara siyaseti, siyasi aktörleri ve hatta düşünme biçimlerini kendi devamlılığını sağlamak için dizayn edebileceği elverişli şartlar sunuyor. İktidar her dönemde farklı konseptler geliştiriyor ve kendi dışındaki güçleri farklı pozisyon alışlara zorluyor.
Yıllar geçse de bazı olgular değişmiyor. Ülkenin önüne, halkın gerçek ve acil çözüm bekleyen sorunları dışında, sürekli başka gündemler çıkıyor. Bunu çoğu kez “gündem değiştirme”, “iktidarın ülkenin sorunlarından kaçması” olarak eleştiriyoruz. Ancak siyaset biraz da böyle bir faaliyet. İktidarlar siyasetin hiçbir zaman “kendi mecrasında” akmasına izin vermek istemez. Hayatın olağan akışı, yani ekonomi başta olmak üzere sistemin yapısal sorunlarının odak haline geldiği bir siyasi akış, geniş kitlelerin iktidar karşısında konsolide olduğu bir denklemin koşullarını oluşturur; böylesi bir atmosfer egemenler için daima tehlikelidir.
Olağanüstü nitelikteki rejimlerin, siyasete yön vermek için çok etkili enstrümanları bulunur. Bu rejimler, kendilerinin takipçi konumunda olduğu bir siyasi maceranın içinde gelişigüzel sürüklenmez, siyasete rota çizerek aktörlerin önceliklerini, risk hesaplarını ve çelişkileri algılama biçimlerini dönüştürür. Yargıyı kullanabilen, dost-düşman rollerini yasalara göre değil çıkarına göre dağıtabilen, kimin içeride kimin dışarıda olacağına karar verebilen, hizaya gelmeyene sopa gösterip hizaya gelene ödül dağıtabilen bir iktidar, kolaylıkla kendi planına uygun bir siyasi mimariyi ortaya çıkarabilir.
AKP iktidarında bir kez daha bunun örneğini görüyoruz. Türkiye bariz şekilde iyi yönetilemiyor. Halkın yaşadığı geçim krizi kronik bir probleme dönüştü. İzlenen sermaye yanlısı politikalar bir kesimi aşırı zenginleştirirken batıdan doğuya emekçi halk kesimlerini yoksullaştırdı. En temel ihtiyaçlar bile borçla harçla karşılanıyor. Milyonlar ağır bir faiz yükü altında, bankalar ise kârlarını katlıyor. Eğitimden sağlığa kamusal hizmetlerde büyük ve kalıplaşmış sorunlar var. Bütün bunlar........
