menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özel sektörde sendikalaşma sefaleti!

40 38
19.01.2026

İşçi sendikalarının üye sayılarını ve sendikalaşma oranlarını gösteren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tebliği 17 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu istatistikler Türkiye’de işçi sendikalarının durumunu gösteren en önemli kaynaktır. Dahası bu kaynak toplu iş sözleşmesi yetkilerinde esas alınıyor.

Bakanlığın Ocak 2026 resmi verilerine göre sendikalaşma oranı yüzde 14,45 ve sendikalı işçi sayısı 2 milyon 414 bindir. Kamuoyunda genellikle bu oranlar üzerinden yapıldı. Oysa şeytan ayrıntıda saklıdır. Konu çalışma hayatı ve sosyal veriler olunca ayrıntılar çok daha fazla önem kazanır.

Hemen baştan söyleyeyim. Bu veriler ciddi biçimde eksiktir. Ortalama sendikalaşma oranı yüzde 14,5 olmasına rağmen özel sektörde gerçek sendikalaşma oranı yüzde 4-5 civarındadır.

Bugün uzun bir süredir çalışma hayatının diğer sorunları nedeniyle yazamadığım sendikal alana dair yazacağım. Önümüzdeki günlerde de fırsat oldukça sendikal hareketin diğer sorunlarını (sendikal demokrasi, şeffaflık vb.) ele almayı planlıyorum.

Verilerle çalışanlar bilir. Verilerin kendi dili yoktur. Verilere hangi soruyu sorarsanız, hangi ölçütleri esas alırsanız alacağınız yanıtlar ve ulaşacağınız sonuçlar da ona uygun olacaktır. O nedenle araştırmacının, gazetecinin o sorunu nasıl ele aldığı, yaklaşımı önemlidir. Veri teknik bir konu değildir. Tarafsız veri olmaz. Hele verilerin analizi hiç tarafsız olmaz.

Söz konusu çalışma hayatı verileri olunca mesele çok daha hassas ve netameli hale geliyor. Verilerin nasıl derlendiği, hangi detaylara yer verildiği son derece önemlidir. Verinin nasıl ve hangi kurallara göre derlendiği (metaveri) bilinmeden bir veriyi analiz edemezsiniz. Dahası o verinin içinde olanlar kadar olmayanlara da bakmak gerekir.

Türkiye’de en netameli ve eksik veriler çalışma hayatına ilişkindir. Sendikalaşma, toplu pazarlık, grev ve ücret verileri konusunda büyük sorunlar vardır. Bu alanlarda düzenli ve karşılaştırılabilir veri elde etmek oldukça zordur. Varolan veriler ciddi hata ve eksiklerle maluldür.

Bugünkü konumuz sendikalaşma verileri. Uzun yıllar bu veriler üzerinde çalıştığım için rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye’de 2009 yılına kadar resmi sendikalaşma verileri çöptür. Bu verilere dayanarak hiçbir analiz yapılamaz. 1984-2009 arası resmi sendikalaşma verileri uydurmadır. Bakanlık göz göre göre gerçek dışı veri yayımlamıştır. O kadar ki Türkiye’de 2009 öncesinde resmi sendikalaşma oranı yüzde 60’lar civarındadır.

O nedenle konuyu bilmeyenlerin bir bölümü “AKP iktidara geldiğinde sendikalaşma oranı yüzde 60’lardaydı 2020’lerde yüzde 15 civarına düştü” diye yazabilmektedir. AKP döneminde sendikalaşmada yaşanan zorluklar ve hukuksuzluklar sır değil. Ancak sendikalaşma oranının yüzde 60’lardan yüzde 15’lere düştüğü doğru değil. Elmayla armudu toplamamak lazım.

Türkiye’de 2009’a kadar yayımlanan işçi sendikaları istatistiklerinin hiçbir bilimsel ve ciddi yönü yoktur. O yüzden 2009 Temmuz ayında Bakanlık istatistik yayımlamaktan vazgeçmiş ve yeni istatistikler Ocak 2013’ten itibaren yeni sistemle yayımlanmaya başlamıştır. Eski sistemde Bakanlık sendikaların üye sayısını gayri ciddi yöntemlerle belirliyordu. O yüzden istatistiklerin gerçekle bağı kalmamıştı.

2012’de yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile sistem kökten değişti. Üyelikte e-devlet sistemi geldi ve sendika üyelikleri SGK veri tabanı ile eşleşti. Böylece ölen, istifa eden ve emekli olan işçiler ile hayali işçilerin sendika üyelikleri sona........

© Birgün