Tekrarsız
Karşıma bir Galata Köprüsü’nün Eminönü tarafından çekilmiş, geçmişe dair bir resim çıktı. Galata Köprüsü olunca, binlerce kez bulunduğum, defalarca gördüğüm bir yerin geçmiş resmi de çok ilgimi çekmiyor.
Bu yazıyı okuyanların önemli bir kesimi de orada bulunmuştur ve sayısız defa buraları aşındırmıştır. Geçmişe ait fotoğraflar çoğu zaman geçmişin kendisini değil, geçmişin iktidarlarını yeniden sunarlar. Padişahların, sultanların, sarayların, konakların ve görkemli meydanların durmadan yeniden sergilenmesidir bu.
Tarih, egemenlerin kendileri hakkında bırakmak istedikleri görüntüler aracılığıyla karşımıza çıkar. Bu yüzden güzel görünmek için tasarlanmış resimler ve fotoğraflar bana çoğu zaman yalnızca gösterişin sürekliliğini hatırlatır.
Biz fanilerin ebedi ve ezeli iktidar ilişkilerine hayran kalmasına ait bir çabaya karşı durur bilincim ve bilinçaltım. Kültürün ve barbarlığın iç içe geçmiş hallerini, Walter Benjamin’in tezlerinin yalın hallerindeki biçimiyle, sırf şimdi yaşadığım yetmezmiş gibi, geçmişte de bununla muhatap olmak, sanırım adı konulamamış reddiyemin sebebi.
Lakin Abdullah Biraderler'in imzasıyla karşımda duran fotoğraf ise daha farklıydı. Çünkü meydanın tam ortasında, dönemin en işlek köprüsünün en göz önünde duran yerinde, kocaman bir Ermenice tabela vardı: T. Sürenyan. Asıl beni durduran şey buydu — köprü değil, kalabalık değil, o tabelanın orada, kimsenin yadırgamadığı bir doğallıkla ve sıradanlığıyla durabilmesiydi.
İlk aradığım bilgi, bu binanın ne olduğuydu. Şu an mevcut olmayan bu binayı kendi hafızamda hatırlayamadığım gibi, bizim nesil ve bizden önceki nesil de hatırlamıyor. Tabelada Ermenice T. Sürenyan yazıyordu.
Nişanyan sözlüğüne göre Suren, İran’da ve Ermeni ülkesinde Arşakuni ve Sasani hanedanları döneminde egemen olan yedi büyük Pehlevi soyundan birinin adı; Ermenilere Hıristiyanlığı getiren Aziz Krikor Lusavoriç de bu soydan geliyordu.[1] Sürenyan, aynı zamanda Galatasaray eski başkanı Faruk Süren’in Osmanlı’daki soy ismi; dedesi Arşak Sürenyan, Mustafa Kemal’in dişçisiydi. Ne var ki kaynaklar ailenin T. ile başlayan bir akrabası konusunda yetersiz kaldı — bu bağı kuracak bir belgeye ulaşamadım, dolayısıyla açık bir soru olarak bırakıyorum.
Galata Köprüsü beş defa yapıldığı için, bunun hangi köprü olduğunu öğrenmek de ayrıca ilginçti. En iyi cevabı 1890 tarihli Annuaire Oriental (Şark Ticaret Rehberi) verdi.[2] İstanbul ticaret dünyasının rehberi olan bu kitapta gerçekten bir Thomas Sürenyan karşıma çıktı: Eminönü Meydanı no. 3’te işletilen, “sömürge ürünleri” (kahve, şeker, kakao, baharat) satan bir dükkân. Dükkânın bulunduğu bina Valide Han’dı, adresi Eminönü Meydanı no. 1-10; bu bina, meydanın 1936’da genişletilmesi sırasında yıkıldı. Bugünkü Büyük........
