Zor günlerin kadife sesli, dirençli sanatçısı
Bilgesu Erenus'un ölüm haberini bir dostumun telefonuyla öğrendim. İster istemez 40 yıl öncesine, 80 sonrası öğrenci gençliğin ilk kitlesel eylemlerle 12 Eylül karanlığını yırtmaya başladığı günlere gittim. İlk öğrenci eylemleriyle, söylemde değil tavır ve eylemde aydın bir kişiliğin buluşması bizim kişisel tanışıklığımızın zemini olmuştu.
"Kelaynaklar" oyunuyla tanıdığımız Bilgesu Eranus'la yolumuzun kesişmesi, tanışmamız o günkü olağanüstü koşullarda (bu ülke tarihinde olağanüstü olmayan bir dönem var mı bilmem) gösterdiği aydın sorumluluğunun, demokrat kişiliğinin, cesaretinin sonucu oldu.
Gençlik mücadelesinin yeniden canlanmaya başladığı, öğrenci derneklerinin kurulmaya çalışıldığı günlerdi. Baskılar, gözdağları, gözaltılar, rektörlük izni dayatmaları, adam kaçırmalar, muhbirlik dayatmaları (yani bugün de yabancısı olmadığımız birçok yöntemle) örgütlenme ve hak arama mücadelesi boğulmaya çalışılıyordu. YÖK eliyle üniversitelerde kurulan baskı, aynı zamanda binlerce öğrencinin okuldan atılmasıyla da kendini yakıcı olarak gösteriyordu.
Okuldan atılan Marmara üniversitesi öğrencisi İsa Tanrıverdi'nin intiharı sabrı taşıran damla olmuş. 27 Ekim 1986 günü 500 civarında öğrenci Sultanahmet’teki Marmara Üniversitesi önünde toplanmış, polisin gözaltıları sonrası oturma eylemine başlamıs ve 12 Eylül sonrasının ilk kitlesel öğrenci eylemini gerçekleştirmişti.
Bu eylemden sonra YöK'ün 44. maddesi ve Üniversiteden atılmalara karşı mücadele hız kazanmış, bir grup ögrenci derneği kurucusu toplanan imzaları meclise götürmek için Ankara'ya yola çıkarken bir grup kurucu da 7 Kasım 1986'da Çemberlitaş'taki Marmara üniversitesi Basın Yayın Öğrenci Deneği'nde açlık grevine başlamıştı. Benim de içinde bulunduğum 18 öğrencinin başlattığı açlık grevi hem öğrencilerin hem de polisin yoğun ilgisine mahzar olmuştu.
Gözaltı ve tutuklamalar beklendiğinden 18 öğrenciyle sınırlı tutulan eylem birkaç saat içinde polis baskınına uğramış kimlik tesbiti ve tehditlelerle açlık grevinin sonlandırması istenmiş ve derneğin bulunduğu işhanı polis ablukasına alınmıştı. Gazeteciler yoğun bir ilgiyle eylemi izliyor, polis gözaltı yerine başka baskı yöntemlerini uyguluyordu.Akşam saatlerinde hanın kapatılacağı, bu nedenle binanın boşaltılması istendiğinde hanın yöneticisiyle tartışıldı ve dernek merkezi boşaltılmadı. Geceyi burada geçirip, ertesi gün İstanbul Üniversitesi’nin önüne giderek eyleme orada devam edecektik. Saat 23:00’te polis........
