menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Paşinyan’ın yeniden seçilmesi Ermenistan’ın barış konusunda netleştiğini gösterdi”

45 0
08.06.2026

Ermenistan’da dün (7 Haziran) gerçekleştirilen parlamento seçimlerinde oy sayım işlemi tamamlanırken Başbakan Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi, 105 sandalyeden 61’ini elde ederek tek başına çoğunluğu sağladı. Sivil Sözleşme Partisi, oyların yüzde 49,81’ini aldı.

Oyların yüzde 23,29’unu iş insanı Samvel Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan İttifakı, yüzde 9,94’ünü eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın Ermenistan İttifakı, yüzde 4’ünü Müreffeh Ermenistan Partisi elde etti.

Seçim sonuçları vasıtasıyla Ermenistan halkını kutlayan Paşinyan, “Ermenistan halkı, oylarıyla devlete sahip çıktı, bağımsızlığa sahip çıktı, geleceğe sahip çıktı, barışa sahip çıktı ve Ermenistan Cumhuriyeti’ne sahip çıktı. Savaşın üçlü partisi ağır bir yenilgiye uğramıştır. Halk, savaşın üçlü partisi ve onunla bağlantılı suç-oligarşik sistemin Ermenistan’dan kökünün kazınması gerektiği yönündeki iradesini açıkça ortaya koymuştur,” dedi.

Gazeteci Vartan Estukyan, Karabağ sürecindeki toprak kaybı ve askerî yenilgiye rağmen Ermenistan toplumunun yeniden Paşinyan’ı tercih etmesini, barış ve normalleşme yönünde verilmiş bir karar olarak değerlendirdi.

Estukyan’a göre Paşinyan, savaş ekonomisinin yarattığı koşulları da kendi lehine kullanarak Rusya’dan uzaklaşıp Avrupa Birliği (AB) ve ABD’ye yönelmesiyle içeride daha güçlü bir siyasi figüre dönüştü.

Ermenistan'da Paşinyan kazandı

“Kararsız seçmenin büyük bölümü Paşinyan lehine yön değiştirdi”

Paşinyan’ın seçimleri üçüncü kez kazanması Ermenistan açısından ne anlama geliyor?

Seçimin en önemli özelliklerinden biri, planlanan tarihte ve olağanüstü bir durum olmadan yapılan ilk seçim olmasıydı. Daha önceki seçimler genellikle erken seçim, güvenoyu ya da benzeri siyasi krizlerin ardından gerçekleşmişti. Bu seçim ise planlandığı gibi, 7 Haziran 2026’da yapıldı. Bu açıdan Ermenistan siyaseti için önemli bir kırılma noktası diyebiliriz. Çünkü ülke hem iç hem de dış politikada yoğun bir süreçten geçiyor.

Paşinyan döneminde Ermenistan, daha önce alışık olmadığı bir diplomasi temposuna girdi. Özellikle Türkiye ve Azerbaycan’la yürütülen ilişkiler, uzun yıllar “düşmanlık” üzerinden şekillenen bir çizgiden daha barışçıl bir zemine kaydı. Paşinyan’a yönelik, Karabağ sürecinde yaşanan toprak kaybı ve askerî yenilgiye dair eleştiriler sürse de, günün sonunda iki taraf arasındaki çatışmanın azalması ve can kayıplarının sona ermesi seçmen davranışını etkileyen önemli bir faktör oldu. En azından sandık sonuçları bu eleştirilerin, Paşinyan’a yönelik muhtelif yerlerdeki protestoların beklenen ölçüde karşılık bulmadığını gösterdi. Paşinyan’ın yeniden seçilmesi Ermenistan toplumunun; insanların ölmemesi, iki taraftan da kan akmaması, yani barış meselesinde tercihinin netleştiğini gösterdi.

Ermenistan’da gergin seçim atmosferi: Soruşturma, gözaltı ve tutuklamalar

Çünkü Karabağ sonrası ciddi bir destek kaybı yaşaması beklenirken hayli yüksek bir oy aldı. Anketlerde yüzde 30’lara kadar gerileyen oy oranı, sandıkta yüzde 50’yi gördü. Ki bu sonuç, anket sonuçlarında yer alan “kararsız seçmen”in büyük bölümünün Paşinyan’ın lehine yön değiştirdiğini gösteriyor. Sonuçlar aynı zamanda Ermenistan’da Rusya yanlısı politikaların toplumsal karşılığının iyiden iyiye zayıfladığını da gösteriyor. Dolayısıyla oligarklara dayalı eski siyasi yapıya duyulan tepki de seçmen davranışında belirleyici oldu.

Dış politikadaki tutumunun yanı sıra iç politikadaki yaklaşımı da seçim sonucunda belirleyici oldu mu? Seçim sürecinde Paşinyan’a yönelik protestolara da tanıklık ettik ve protestoların odağında Karabağ’a dair itirazlar vardı. Aynı dönemde çok sayıda gözaltı ve tutuklama da yaşandı. Protestoların kilise ile bir bağı var mıydı?

Evet, Paşinyan’ın iç siyasette karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri kilise ile kurduğu ilişkiler. Hükümet ile Ermeni Apostolik Kilisesi arasındaki gerilim, özellikle Karabağ sonrası dönemde daha görünür hâle geldi. Ermenistan’da kilise, toplum üzerindeki etkisi nedeniyle güçlü bir siyasi ve toplumsal aktör olarak öne çıkıyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Ermenistan’da dini kimliğin yeniden güç kazanması, kilisenin toplumsal etkisini artırdı.

Paşinyan’ın kilise ile yaşadığı güncel gerilim ise Sarkisyan dönemine kıyasla daha sınırlı bir toplumsal destek buldu. Bu nedenle hükümet ile kilise arasındaki çatışmanın siyasi etkisi bence hâlâ tartışmalı bir konu. Bahsettiğiniz protestolar, kitlesel bir hareketten ziyade daha sınırlı ve parçalı protestolardı. Ama buradan hareketle tabii ki muhalefet alanının tamamen zayıf olduğu söylenemez. Kilisenin dolaylı etkisi, hükümete karşı eleştirilerin daha rahat ifade edilmesine zemin hazırladı. Objektif olarak baktığımızda kilise ile hükümet arasındaki gerilim sert bir şekilde sürüyor ve bence ikisi de yer yer birbirlerini çok etik dışı yerlerden “vuruyor”. Karşılıklı süren ve dozu asla azalmayan bu kötücül üslupla kalıcı bir uzlaşma çıkması zor.

Ekonomik açıdan bakıldığında da Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan’a kıyasla daha kırılgan bir konumda. Bu nedenle toplumun önemli bir kısmı, pragmatik bir yaklaşımla diyalog ve normalleşmenin ekonomik fayda sağlayabileceğini düşünüyor. Ama tabii ki toplum içinde ciddi endişeler de var ve bu kaygıların bir bölümü son derece anlaşılır.

Ermenistan'da ‘darbe planladığı’ iddia edilen Başpiskopos Galstanyan tutuklandı

“Paşinyan’ın en güçlü olduğu alanlardan biri Rusya karşıtlığı”

Hem iç hem de dış politikadaki tutumu nedeniyle Paşinyan’ın üçüncü dönemi kritik bir eşik olarak görülüyor.........

© Bianet