Türkiye'nin sakızları, Kazakistan'da çocukların "para birimiydi"
Bu hikâye, İstanbul’da küçük bir büfede yapılan sıradan bir alışverişle başladı. Öylesine sakız seçerken eski bir dönemden iki tanıdık isim aniden dikkatimi çekti: “TipiTip” ve “Turbo”. Onlarca yıl içinde görünümleri değişmişti; ama bu rastlantı, anında son derece kişisel bir duyguyu uyandırmaya yetti. Bir an için neredeyse kırk yıl öncesine, memleketim Sovyet dönemi Almatı’sına geri döndüm; o zamanlar bu Türk sakızları egzotik ithal ürünlerdi ve birçok çocuk için günlük yaşamın önemli bir parçasıydı.
1980’lerin sonu ve 1990’ların başında, Türk ürünleri Kazakistan da dahil olmak üzere çökmekte olan Sovyet pazarına olağanüstü bir hızla giriyordu. Yerel ekonomiler kronik kıtlıklarla boğuşurken ve Batılı markalar yeni yeni ortaya çıkmaya başlarken, Türk şirketleri genellikle daha hızlı, daha pratik ve daha erişilebilir olduklarını gösterdiler. “Rama” gibi Türk margarinleri, “Albeni” gibi çikolatalar, bisküviler, şekerlemeler ve ev eşyaları, değişen tüketim yapısının görünür sembolleri haline geldi.
Ancak çocuklar için Türkiye’nin en önemli ihracatı sakızdı.
Elbette Sovyet sakızları da vardı. Kazakistan’da en yaygın yerel sakızlardan biri, basitçe “Sagyz” (kelime anlamıyla “sakız”) olarak adlandırılıyordu. Ucuzdu, ancak rekabet edemiyordu. Türk sakızlarının tadı daha uzun sürüyor, balonları daha iyi oluyor ve en önemlisi bu sakızlar, koleksiyonluk kağıtlar içeriyordu.
Bu kağıtlar çok geçmeden sakızın kendisinden daha değerli hale geldi. Bir sakız tüm gün boyunca özenle çiğnenebilirdi, nadir bir kağıt ise değerini aylarca, hatta yıllarca koruyabilirdi.
“Turbo”, “Final 90”, “Tipi Tip” ve diğerleri artık sadece sakız kağıtları değildi. Arabalar, futbolcular, çizgi film karakterleri ve romantik çizgi romanların merkezinde yer aldığı bir çocukluk ekonomisinin yapı taşları haline geldiler.
Her serinin kendine özgü bir likiditesi vardı.........
