Bölgesel asgari ücret tartışması: Yaşam maliyeti mi, düşük ücret mi?
Bölgesel ve sektörel asgari ücret modellerinin yeniden gündeme geldiğine ilişkin haberlerin ardından Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), bazı işverenlerin bölgesel asgari ücret taleplerine karşı çıktı. Konfederasyon, uygulamanın ücretleri aşağı yönlü baskılayacağını, bölgesel eşitsizlikleri derinleştireceğini ve işçileri bulundukları yere göre ayrıştıracağını savundu.
Türkiye’de bölgesel asgari ücret nasıl uygulandı?
Asgari ücret Türkiye’de 1936 tarihli İş Kanunu’yla mevzuata girdi, uygulama ise 1951’de mahalli komisyonlar üzerinden başladı. 1951 tarihli yönetmelikle mahalli komisyonlara farklı işkollarında ayrı asgari ücret belirleme yetkisi verildi. 1951-1964 arasında toplam 50 ilde bu yöntemle asgari ücret belirlendi.
1967’de 931 sayılı İş Kanunu’yla mahalli komisyon sisteminden vazgeçilerek merkezi komisyona geçildi. 5 Nisan 1968 tarihli yönetmelik, asgari ücretin mahalli, bölgesel veya millî düzeyde belirlenmesine olanak tanıyordu. Merkezi komisyon 1969’da altı, 1972’de ise dört bölge esasına göre asgari ücret belirledi.
1974’te bölgelere göre asgari ücret uygulamasından vazgeçilerek ülke çapında tek asgari ücrete geçildi. Ancak sanayi ve hizmetler ile tarım ve ormancılık için farklı asgari ücret uygulaması 1989’a kadar sürdü.
Bölgesel asgari ücret ile eşitsizliklerin pekiştirilmesi
Sendikalardan bölgesel asgari ücrete itiraz
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, 30 Temmuz’da yayımladığı bildiride bölgesel asgari ücretin eşitsizlikleri artıracağını ve ücretleri aşağı çekeceğini belirtti.
Son dönemde yeniden gündeme getirilen bölgesel asgari ücret uygulaması, emek piyasasında eşitsizlikleri derinleştirecek, ucuz işgücü anlayışını yaygınlaştıracak ve işçileri bölgelere göre ayrıştırarak toplumsal dengeleri bozacak niteliktedir. Aynı işi yapan çalışanların yalnızca bulundukları bölgeye göre farklı ücretler almaları, hem sosyal adalet ilkesine hem de eşitlik anlayışına açıkça aykırıdır. Bu yaklaşım, ücretleri aşağı yönlü baskılayacak, iç göçü artıracak, çalışma barışını zedeleyecek ve toplu iş sözleşmesi düzenini olumsuz etkileyecektir. İşçilerin talebi geçinebilir bir asgari ücrettir. Bölgesel asgari ücret değildir.
Son dönemde yeniden gündeme getirilen bölgesel asgari ücret uygulaması, emek piyasasında eşitsizlikleri derinleştirecek, ucuz işgücü anlayışını yaygınlaştıracak ve işçileri bölgelere göre ayrıştırarak toplumsal dengeleri bozacak niteliktedir.
Aynı işi yapan çalışanların yalnızca bulundukları bölgeye göre farklı ücretler almaları, hem sosyal adalet ilkesine hem de eşitlik anlayışına açıkça aykırıdır.
Bu yaklaşım, ücretleri aşağı yönlü baskılayacak, iç göçü artıracak, çalışma barışını zedeleyecek ve toplu iş sözleşmesi düzenini olumsuz etkileyecektir.
İşçilerin talebi geçinebilir bir asgari ücrettir. Bölgesel asgari ücret........
