menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Filistin Direniş Ekonomisi yayımlandı: Toprakla kurulan direnişin hikâyesi

17 0
07.02.2026

YerDeniz Kooperatifi Yayınları’nın ikinci kitabı Filistin Direniş Ekonomisi yayımlandı. Kitap, I. İntifada’nın zafer bahçelerinden gıda egemenliğine uzanan bir perspektifle, Filistin’de gündelik hayatın örgütlenmesinin yanı sıra gıda üretim ve dağıtım süreçlerine odaklanıyor. Bir kampanya dâhilinde yola çıkan ve Çetin Durukanoğlu tarafından derlenen kitabın tüm geliri Filistin Ortaklık Gençlik Forumu’na gönderilecek. Kitapla birlikte, özellikle 7 Ekim eylemi sonrası devam eden soykırım sürecine karşı Direniş’le organik bir bağ kurulması hedefleniyor.

Gazze’de iki yılı aşkın bir süredir devam eden soykırım süreci, Filistin halkının direnişiyle karşılaştı ve dünya halklarının harekete geçmesiyle birlikte işgalci İsrail’in tecrit edilmesini sağladı.

Dünyada ve yaşadığımız coğrafyada süren dayanışma eylemleri, Batı Asya’da Filistin sorununun işgalci boyutuyla yeniden görünür olmasına vesile olurken, “Nehirden Denize, Özgür Filistin” sloganı dünyanın sokaklarında, meydanlarında, stadyumlarında ve fabrikalarında yankılandı. Nakba’dan beri süren Filistin halk direnişi, Gazze’de yaşanan vahşete rağmen gündelik hayatın örgütlenmesine ve alternatif ekonomik modellerin hayata geçirilmesine devam etti.

YerDeniz Kooperatifi Yayınları, Filistin’de gündelik hayatın örgütlenmesi konusunu Filistin Direniş Ekonomisi başlığı altında ele alarak işgal altındaki topraklarda tarım ve çiftçiliğe dair bir perspektif sunuyor. Gazze’deki soykırım ve sürgün politikaları ile Batı Şeria’da süren ordu–yerleşimci saldırıları Filistinlileri topraklarından söküp atmayı hedeflese de toprağa kök salmanın, tarımsal üretimin her daim direnişin belkemiği olduğu biliniyor. Gazze’yi terk etmeyen milyonlar, Batı Şeria’da toprağa, Kudüs’te mülk ve arazi gasplarına direnen Filistin halkı bu gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor.

İşgalci politika, Filistinlileri topraklarından uzaklaştırmayı; Filistin topraklarında tarımı ekonomik olarak sürdürülemez hâle getirmeyi ve Filistinlileri çiftçiden işçiye dönüştürmeyi hedefliyor. Filistinlileri topraklarından çıkarmak için açlığı bir silah olarak kullanıyor; ancak toprak, Filistinliler için mücadelenin özü.

Toprağı terk etmemek, toprağı ekip biçmek işgale karşı bir direniş olarak görülüyor. Filistin Ortaklık Gençlik Forumu, gençlerin özgürlük ve kurtuluş olmadan Filistin’de gerçek bir değişim olmayacağı fikri üzerinde durduklarını belirtiyor. Forum, aynı zamanda siyasallaşmış, fon merkezli kalkınma faaliyetleri yaklaşımını yeniden biçimlendirmeyi hedeflediğini ifade ediyor.

Geçmişin yardımlaşma kültüründen esinlenen Forum, topluluk temelli fonlarla tarımın gelişmesine ve işgalciden bağımsız bir iş gücünün oluşmasına destek oluyor. Forumun ve oluşturduğu toplulukların teknik, finansal ve sosyal desteğiyle gençlik kolektifleri topraklarını geri kazanıyor.

Kırktan fazla kurum ve grubu içeren, 200’den fazla gönüllüsü bulunan Ortaklık Gençlik Forumu, bir yıla varan tartışmalar sonucunda şekillenmiş. Tartışmalar özellikle Oslo Anlaşmaları sonucu artan yerleşimci işgaline ve Filistinlileri bağımlı hâle getiren işgalci politikalara karşı büyümüş; gençlerin alternatif ekonomik modeller üzerine düşünmesiyle kooperatif fikri öne çıkmış. T

oprakları korumak, işsiz gençler için istihdam yaratmak ve gıda üretim ile dağıtım süreçlerini Filistinlilerin planladığı bir model oluşturmak amacıyla kooperatifçilik çalışmaları başlamış. Toprak, tohum ve üretim gibi alanlarda verilen eğitimlerin ardından 30’dan fazla gençlik kooperatifi kurulmuş.

Kooperatifçilik, Filistin topraklarında yeni bir olgu değil. 1924 yılında ilk kooperatif kurulmuş ve o günden bu yana Filistinliler birçok deneyim biriktirmiştir.

Özellikle Beyt Sahur kasabasında 18 inekle kurulan süt kooperatifi deneyimi, işgalcilerin Filistinlileri bağımlı kılma politikalarının ve açlığın bir silah olarak kullanılmasının izlerini taşıyor.

Dört yıl boyunca işgalci aramalarından kaçırılan ineklerin hikâyesi, bir animasyon filmine de konu olmuş. İneklerin varlığını öğrenen işgalci, bunu ulusal güvenliğe tehdit sayarak kasaba sakinlerine kooperatifi kapatmaları; aksi hâlde kooperatifin yok edileceği bildiriminde bulunmuş.

Oslo Anlaşmaları, Filistinliler için ikinci Nakba olarak görülüyor. Anlaşmayla birlikte Filistin, A, B ve C bölgelerine bölünmüş. C bölgesi İsrail’in fiilî kontrolüne girerken, B bölgesinin yüzde 85’ten fazlası ilhak edilmiş durumda. Günümüzde ise yerleşimciler hayvanlarıyla birlikte A bölgelerine taşınıyor. Yerleşimciler, işgal ettikleri topraklarda “Keçim nereye kadar giderse o topraklar benimdir” diyor. Batı Şeria’nın yüzde 70’i İsrail’in kontrolü altında; 600’den fazla tarım tesisi yıkılmış, verimli toprakların büyük bölümü yerleşimciler tarafından ele geçirilmiş durumda. Onların ölüm projelerine karşı Filistinliler toprağı, tohumu ve yaşamı savunuyor…

Gençlik forumları, aynı zamanda işgalden muzdarip yerel topluluklarla ve mülteci kamplarıyla bağ kuruyor; yerle bir edilen Gazzeli gençlere destek oluyor. Gazze’de imkânlar ölçüsünde ekim yapmaya çalışıyor, yıkılan evlerde ve çadırlarda yaşayan çocuklar için kültürel etkinlikler düzenliyorlar. Gazze’de yıkımı tersine çevirerek yaşamı öne çıkarmaya; gıdalarının ve ruhlarının sağlığını korumaya çalışıyorlar. Hâlihazırda kooperatiflerde çalışan 50 Gazzeli bulunuyor; yakınları için endişe duyuyor, ailelerini korumaya çalışıyorlar.

Son yıllarda gelişen gıda egemenliği ve........

© Bianet