Kayıplar Atlası
İktidara direnenlerin önce kaçırılması, akabinde öldürülmesi, delillere yönelik şiddetin bir parçası olarak izlerin silinmesi, bedenlerin gizlenmesi ve şahitlerin susturulması birçok rejim tarafından tatbik edilen malum taktiklerden.
İspanya’da diktatörlüğün terör stratejisi yürürlükteyken yüz binlerce insanın öldürülmüş olması bir yana, günün birinde belki de adalete hesap verme ihtimalini bertaraf etmek ve aynı zamanda muhalif halk kesimlerine yönelik “kayıp” işkencesini sürdürmek üzere katledilen insanların bedenleri gizlice toplu mezarlara gömülmüş. Doğru dürüst kaydı tutulmamış mevzubahis bedenlerin otuz bini aşan sayıdaki kısmı gene büyük bir gizlilik içinde ilelebet muhafaza edilmek üzere Valle de los Caídos (Şehitler Vadisi) anıtının ulaşılması neredeyse imkânsız dehlizlerine yığılmış.
Mevzubahis anıtta istiflenmiş on binlerce bedenin kalıntıları “meçhul” ifadesiyle gayet kötü şartlarda muhafaza edilirken adı 2022’den itibaren adı Cuelgamuros Vadisi olan anıtta sadece iki kişi adı ve soyadıyla mevcuttu: Diktatör Francisco Franco ve Falanj hareketinin kurucusu José Antonio Primo de Rivera.
Ancak geçtiğimiz yıllarda çıkabilmiş Tarihsel Hafıza Yasası’na atıfla, dönemin Başbakanı José Luis Rodríguez Zapatero’nun döneminde kazulet anıt dokunulmazlığını yitirmiş ve faşist liderlerin naaşları başka yerlere nakledilmişti.
Derken yakınlarını kaybetmiş ve asla bulamamış insanların “iğneyle kuyu kazmaktan” farksız faaliyetleri daha emekleme safhasındayken sinemacı Manuel Correa uzmanlığını kullanarak sürece dahil olmuş. Kolombiya’da kayıplarını arayanlarla tecrübe kazanmış çok yönlü genç sanatçı Correa hem Forensic Architecture’ın........
