menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyük vatan uğruna

61 0
15.08.2026

2027 senesi, doktor, yazar, siyasetçi, diplomat, ideolog, devrimci, gerilla Ernesto “Che” Guevara’nın 60’ıncı ölüm yıldönümü. Gelecek sene bizi neler bekliyor bilinmez lakin tamamlanması takriben 20 yıl sürmüş Che Guevara: Son Yoldaşlar (Les survivants du Che/Che Guevara: The last companions) adlı belgesel Marksist devrimci ve gerilla lideri Che Guevara Bolivya askerleri tarafından yakalandığında yanında olan yoldaşlarından hayatta kalıp kaçmayı başaranlara odaklanıyor.

Geçen Mayıs ayındaki Cannes Film Festivali’nde gösterilmiş olan 2026 Fransa yapımı 98 dakikalık sürükleyici belgesel, zengin arşiv görüntüleri, çarpıcı fotoğraflar ve muhtelif belgeler dışında çetrefilli hadiseyi animasyon, muhteşem coğrafya çekimleri ve değerli röportajlarla da seyirciye birebir  yaşatıyor.

Yönetmen ve senaryo yazarı hanesinde adını gördüğümüz Christophe Dimitri Réveille gönülden bağlandığı mevzuyu hak ettiği hürmet çerçevesinde aktarırken insanın içine ister istemez tekrar hüzün çöküyor; bir yandan da ziyadesiyle ikna edici sinema eseri ruhumuzdaki mücadeleci kıvılcımlar sayesinde direnişin daima süreceğine dair ümidimizi de tetikliyor.

1959’daki zaferle kutlanan Küba Devrimi’nin ardından “Büyük Vatan” olarak adlandırdığı Latin Amerika’nın birleşmesi ve emperyalizmden kurtarılması için giriştiği misyon, gezegen çapında isyanın sembolü hâline gelecek Che’nin 1967 yılında Bolivya’da ordu mensupları tarafından öldürülmesiyle sekteye uğrayacaktı.

Karşı kültürün halen popüler olmayı sürdüren figürü Che Birleşmiş Milletler’de ezilen dünya halklarını kastederek “Bu büyük insan kitlesi YETER demiş ve yürüyüşüne başlamıştır…” cümlesini gururla sarf etmişti. Karizmatik Che gezegenin güney yarım küresinin, Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın kapitalist emperyalizme karşı tek vücut olması gerektiğini savunuyordu.

Bolivya’nın askerî lideri René Barrientos’un emriyle kahpece öldürüldüğünü öğrenen yoldaşlarının ilk verdikleri karar tahmin edilebileceği gibi, mücadeleyi asla bırakmayacaklarına ve bunu son fertleri hayatta kalana kadar sürdüreceklerine dairdi. Belgeselde müthiş firardan sonra da hayatlarına nasıl devam ettiklerini, buruk sevincin yanısıra hüsranlar da yaşadıklarını, lakin emperyalizme karşı gerilla ruhunu asla terk etmediklerini görüyoruz.

Peki, ABD’nin günümüze kadar her türlü devrimci faaliyeti söndürmeye and içtiği Latin Amerika’da gene soytarı kılıklı diktatörlerin çoğaldığını görmenin kösteklenmişliği bir yana, Donald Trump’ın iyice daralttığı ilmiği tamamıyla sıkmaya girişip ara seçimde milliyetçi oyları toplayabilmek amacıyla kronikleşmiş Küba meselesini askerî bir operasyon, hatta işgalle sonuçlandırmasına şaşırır mıyız?

Her şeye rağmen şefkatli belgesel

Belgeselin zengin anlatım dili, esas kahramanlarımızın akli melekeleri gayet yerindeyken verilmiş röportajlarla taçlandırılıyor. Keskin hafızaları mazilerinde üstlenmiş oldukları misyonun asaletine yaraşır ölçüde canlıyken, dinamiklerin gözümüzde canlanabilmesi için gerekli her türlü teknik, coğrafi, sosyal ve psikolojik........

© Bianet