menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kos'tan bir mektup: Kardeşim Yılmaz'a

37 0
18.07.2026

Sana bir mektup yazmak istiyorum.

Her yaz Bodrum’dan kalkan feribotla Kos’a indiğini görüyorum: Sadece kırk dakika, kafanda bir liste ile… Asklepion, çınar ağacı, kale, üç plaj, bir gün batımı, yirmi kadar fotoğraf ve yemek! Hepsini görmek istiyorsun. Ve sorun tam da orada, Yılmaz; programında değil, “hepsine yetişmek” düşüncesinde.

Seyahat ederken insanları iki türe ayırırım. Biri, her şeyi görmeye çalışır; yeri bir listedeki kutucuk gibi işaretler, tanımaya vakit bulamadan tüketir. Öteki, bir taşın üstüne oturur ve denizin derinliklerine bakar; orada ne olduğunu öğrenmek için değil, kendi içinde ne olduğunu öğrenmek için. İkincisi, eve daha az fotoğrafla ama daha çok kendisiyle döner. Bari birkaç gün için ikincisi olmanı istiyorum.

Sana, seyahat rehberlerinde bulacağından daha radikal bir öneri sunacağım. Bir plaj sahiplen. Mülkiyet anlamında değil; hepimizde olan o düşünceyle, ayak bastığımız için bir şeyi fethettiğimizi sanma anlamında değil. Bundan daha eski bir şey kastediyorum: Ziyaret ettiğimiz yerleri saymayı öğrenmeden önce bildiğimiz bir şey. Bir plaj seç, sadece bir tane, ve ona zamanını ver; sana kalan zamanı değil. Sabah git, akşam git, suyun rengi aynı gün içinde nasıl değiştiğini görecek kadar kal. Bir kez ziyaret ettiğin yer bir görüntüdür. Sahiplendiğin yer ise bir ilişki hâline gelir.

Aklımda, bir dağın tepesinde, bir kulübede yaşayan bir bilge var. O dağı fethetmez. Ona bakar, birkaç fidanını sular, taşları toplar; dağ da ona karşılık gölge, su, sessizlik verir. Varlığıyla hak etmediği hiçbir şeyi almaz. Sanırım sana ada için söylemek istediğim........

© Bianet