Hukukçular Maraş’taki okul saldırısı iddianamesini nasıl değerlendiriyor?
Maraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan 2026’da düzenlenen silahlı saldırıda bir öğretmen ile dokuz çocuk yaşamını yitirdi, 15 çocuk yaralandı.
Maraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırıyı gerçekleştiren ve okulun öğrencilerinden olan 14 yaşındaki İ.A.M.’nin anne ve babası hakkında hazırladığı 43 sayfalık iddianameyi ağır ceza mahkemesine sundu.
EĞİTİME İKİ GÜN ARA VERİLDİ
Maraş'ta ortaokulda silahlı saldırı: 10 kişi yaşamını yitirdi
Savcılık, saldırıda kullanılan ruhsatlı silahların sahibi olan babanın “olası kastla öldürme” ve “olası kastla yaralama”; annenin ise “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlarından cezalandırılmasını istedi. Her iki şüphelinin de tutukluluğu sürüyor.
Saldırıyı gerçekleştiren çocuk, olayın durdurulması sırasında bacağından kesici bir aletle yaralandı ve kan kaybı nedeniyle yaşamını yitirdi. Savcılık, çocuğu yaraladığını söyleyen kişi hakkında meşru savunma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
bianet’e konuşan Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Yargılaması Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Yıldız ile İstanbul Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Yargılaması Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Aslıhan Öztezel, anne ve babaya yöneltilen suçlamaların hukuki niteliğini, saldırıyı gerçekleştiren çocuğun ölümüne ilişkin takipsizlik kararını ve olayın bir kez daha görünür kıldığı çocuklara ilişkin köklü sorunları değerlendirdi.
“Devlet çocukları ancak suç işlediklerinde görüyor”
"Suçlamaları ceza hukukunun temel ilkeleriyle açıklamak zor"
Maraş ve Urfa’da yaşanan olaylarda çocukların yaşamını yitirmesinden ve yaralanmasından büyük üzüntü duyduğunu belirterek sözlerine başlayan Aslıhan Öztezel, Türkiye’de hiçbir çocuğun zarar görmemesi için temel sorunların tespitine yönelik kapsamlı ve düzenli veri toplanması gerektiğini söyledi.
İddianamede olayın meydana gelişinin ve soruşturma sırasında elde edilen delillerin ayrıntılı biçimde aktarıldığını belirten Öztezel, delillerle olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisinin de ortaya konulduğunu ifade etti.
Buna karşın anne ve babaya yöneltilen suçlamaların hukuki nitelendirmesini sorunlu bulduğunu söyleyen hukukçu, şöyle konuştu:
İddianame, ceza hukukunun temel kurallarından biri olan cezaların şahsiliği ilkesine aykırı suç isnatları içeriyor.
İddianame, ceza hukukunun temel kurallarından biri olan cezaların şahsiliği ilkesine aykırı suç isnatları içeriyor.
Silahların güvenli biçimde saklanmaması, çocuğun silahlara erişiminin önlenmemesi ve ihtiyaç duyduğu desteğin takip edilmemesinin ayrıca tartışılabileceğini belirten Öztezel, bu ağır ihmallerle isnat edilen öldürme ve yaralama suçlarının sonuçları arasında doğrudan bağ kurulabilmesi için güçlü bir hukuki gerekçelendirme gerektiğinin altını çizdi.
İddianamede babanın saldırının sonuçlarını öngördüğü, bildiği ve kabullendiği; annenin ise sonucu öngörmesine rağmen istemediği, ancak gerekli önlemleri almakta ihmalkâr davrandığı yönünde bir değerlendirme yapıldığını aktardı.
Okullardaki şiddeti önlemek için neyi tartışmalıyız?
Anne ve babaya benzer ihmaller yöneltilmesine rağmen neden farklı suçlamalarda bulunulduğunun iddianamenin kendi sistematiği içinde........
