Aynı savaş, farklı manşetler: “12 Gün Savaşı” kimin diliyle anlatıldı?
Ali Kaptan’ın doktora tezine göre 13–24 Haziran 2025’teki İran-İsrail çatışması, Küresel Kuzey medyasında (BBC, CNN) daha çok “teknik-stratejik” ve failin görünürlüğünü azaltan bir dille; Küresel Güney medyasında (TRT World, Al Jazeera) ise “uluslararası hukuk, insani maliyet ve tarihsel bağlam” vurgusuyla çerçevelendi. Tez, aynı olayın dört uluslararası yayıncıda, farklı bir “biz-onlar” kurgusuyla yeniden üretildiğini söylüyor.
Anadolu Üniversitesi’nde hazırlanan çalışma, literatürde “On İki Gün Savaşı” diye anılan 13–24 Haziran 2025 İran-İsrail çatışmasının manşetlere nasıl taşındığını inceliyor. Analizin odağında TRT World ve Al Jazeera (Küresel Güney) ile BBC ve CNN (Küresel Kuzey) var.
Araştırmacı, çatışma döneminde yayımlanan toplam 577 başlıktan sistematik örnekleme ile seçilen 115 haber başlığını Teun A. van Dijk’in Eleştirel Söylem Analizi yaklaşımıyla; sözcük seçimi (lexicalization), sentaktik yapı ve faillik kategorileri üzerinden çözümlüyor.
Güney medyası: “Fail görünür”, “hukuk ve insani bedel” önde
Tezin bulgularına göre TRT World ve Al Jazeera, çatışma dilinde uluslararası hukuk, insani maliyet ve tarihsel bağlamı daha belirgin biçimde öne çıkarıyor. Bu çerçevede İsrail ve ABD söylemde sıkça “negatif öteki” olarak konumlandırılıyor; eylemler çoğunlukla etken çatıyla kuruluyor, yani “kim ne yaptı” daha açık söyleniyor.
Tartışma bölümünde verilen örnekler, TRT World’ün başlıklarda “çifte standart” ve “çok kutupluluk” gibi normatif tartışmalara kapı araladığını da gösteriyor. Tezde, TRT World’ün şu tür başlıklarla hegemonik kabulleri sorgulayan bir çizgi kurduğu aktarılıyor:
• “İsrail’in İran’a vuruşu: Çok kutuplu dünya düzeni için belirleyici bir sınav”
• “İsrail bombaya sahip olabilir ama İran olamaz: Uluslararası düzenin ikiyüzlülüğü”
Ayrıca TRT World’de makro temalar; “İsrail saldırganlığı ve hukuksuzluk”, “bölgesel kaos ve askeri tırmanış”, “Batı siyaseti ve hegemonya eleştirisi” ve “diplomasi/Türkiye’nin rolü” etrafında toplanıyor. Başlıklarda “Türkiye” ve “Erdoğan” gibi bölgesel/diplomatik aktörleri görünür kılan tercihler de dikkat çekiyor.
Al Jazeera’nin söyleminde ise tarihsel referansların (örneğin ABD’nin bölgedeki geçmiş müdahalelerine atıflar) daha görünür olduğu; çatışmanın “anlık gerilim”den çok “uzun bir müdahale zinciri”nin devamı gibi çerçevelenebildiği belirtiliyor.
Al Jazeera, İsrail’i saldırıyı başlatan/genişleten aktör olarak........
