menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Yanıt almak, bilgiye erişmek anlamına gelmiyor”

28 0
21.05.2026

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) basın özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı temalarına odaklanan iki günlük bir sempozyum düzenliyor.

Gazeteciler, hukukçular ve uzmanların katılımıyla bağımsız gazeteciliğin ve bilgi edinme hakkının güncel durumunu farklı perspektiflerden ele alan sempozyumun ilk günü geride kaldı.

Koç Üniversitesi’nin Taksim’deki Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde yapılan etkinliğin ilk gününde IPI “Bilgi Edinme Hakkı Raporu”nu tanıttı. Meslek profesyonelleri de bilgi edinmenin önündeki engelleri, dünyada bilgi edinme pratiklerini, bilgi edinme hakkı bağlamında araştırmacı gazeteciliği, Türkiye’de gazetecilerin iş güvencesini konuştu, deneyimlerini aktardı.

Sempozyum, IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı gazeteci İpek Yezdani’nin açılış konuşmasıyla başladı. Yezdani, gazeteciliğin dünya genelinde “daha önce görülmemiş biçimde tehdit altında” olduğunu söyledi.

Yapay zekâ, deepfake teknolojileri, dezenformasyon ve savaş ortamında gazeteciliğin öneminin arttığını belirten Yezdani, “Gerçeklere sıkı sıkıya bağlı kalmak ve bu gerçekleri kamu ile paylaşmak gazetecilerin görevi. Bu nedenle nitelikli gazeteciliği destekleyen kurumlara her zamankinden daha çok ihtiyaç var” dedi.

“Gazetecilerin gerçek işsizliği yüzde 24-25”

İlk oturumda, Yezdani’nin moderatörlüğünde Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Türkiye’de gazetecilerin iş güvencesi”ni konuştu.

TGS Başkanı Durmuş, iş güvencesinin yalnızca sigortalı çalışmak anlamına gelmediğini vurguladı. TÜİK verilerine göre medya sektöründe yaklaşık 90 bin çalışan olduğunu, ancak bu sayıya matbaa ve ambalaj sanayii çalışanlarının da dahil edildiğini söyledi.

Basın Kanunu’na tabi çalışan gazeteci sayısının ise yaklaşık 28 bin olduğunu aktaran Durmuş, kayıt dışı ve güvencesiz çalışanlarla birlikte Türkiye’de yaklaşık 50 bin gazeteciden söz edilebileceğini belirtti.

Durmuş, gazeteciler arasında resmi işsizlik oranlarının gerçeği yansıtmadığını söyledi:

“Gazeteciler çoğu zaman iş aramayı ikinci ayda bırakıyor. Bu nedenle işsizlik istatistiklerine girmiyorlar. Medya sektöründe gerçek işsizliği yüzde 24-25’lerle ifade edebiliriz.”

Durmuş, sektörde küçülmenin hızlandığını, gazetelerin ve internet sitelerinin çok daha az sayıda çalışanla yayın yaptığını söyledi. Sendikasızlığın da güvencesizliği derinleştirdiğini belirten Durmuş, gazeteciler arasında sendikalı oranının görünürde yüzde 13 olduğunu, ancak matbaa çalışanları ve gazetecilik dışı üyelikler çıkarıldığında bu oranın yaklaşık yüzde 8’e düştüğünü ekledi.

TGS’nin 1800’e yakın üyesi olduğunu belirten Durmuş, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki gazeteci sayısının ise yalnızca 350 olduğunu aktardı.

“İş güvencesi kamunun meselesi”

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş de gazetecinin iş güvencesinin yalnızca kendisinin değil, kamunun meselesi olduğunu söyledi.

Basın sektöründe Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kapsamındaki el koymalara dikkat çeken Güneş, şu an kuruluşun en büyük medya patronu olduğundan bahsetti. Çalıştığı kuruluşa el koyulan birçok gazetecinin hak arama yollarına başvurmaktan çekindiğini ifade etti.

Güneş, işten çıkarılan gazetecilerin de dava açmaktan kaçındığını, çünkü sektörde yeniden iş bulamama endişesi taşıdığını anlattı. “Basın sektöründe kayyımın en büyük patronlardan biri haline geldiğini” belirten Güneş, bunun gazetecilikte hem ekonomik hem de editoryal baskıyı artırdığını dile getirdi.

Güneş, Basın Kanunu’nun zayıflatılmasına yönelik girişimlere de dikkat çekti. İktidarın uzun süredir........

© Bianet