10 il, 14 depo, tek mücadele: Migros Direnişini Neslihan Acar anlatıyor
Türkiye’nin dört bir yanına yayılan depolarda, raf aralarında, yük kamyonlarının gölgesinde büyüyen bir mücadele…
DİRENEN KADIN İŞÇİLER ANLATIYOR/1
DGD-Sen Başkanı Acar: Her direniş bir kazanım
10 ilde, 14 depoda çalışan Migros işçilerinin grevi yalnızca ücret artışı talebinin değil; taşeron sistemine, güvencesizliğe ve sendikal barikatlara karşı örülen kolektif bir direnişin adı oldu. Bu direnişin ön saflarında ise erkek egemen sendikal anlayışa karşı güçlü bir kadın temsiliyeti yükseldi.
Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar ile hem Migros depo işçilerinin aylar süren grev sürecini hem de bir kadın işçi olarak başlayıp sendika genel başkanlığına uzanan mücadele hikâyesini konuştuk.
Tokat’ın bir köyünden İstanbul’un işçi mahallelerine uzanan yaşam öyküsü; çocuk işçilikten sendikal örgütlenmeye, taşeronu depolardan gönderen fiili grevden kadın işçilerin tacize karşı verdiği mücadeleye kadar uzanıyor.
"Özgür ayrılma vakti"
Neslihan Acar’ı tanımak istiyoruz, lütfen bize kendinizi tanıtır mısınız?
Tokat’a bağlı bir köy de üç kız kardeşin en büyüğü olarak dünya ya geldim. Henüz beş yaşındayken geçim sıkıntısına bağlı olarak İstanbul’a göç etmiş bir ailenin, bugün 40 yaşında olan bir çocuğuyum. Babam emekli olmasına rağmen 67 yaşında, bir hastanede temizlik işçisi olarak çalışmaya devam ediyor. Yıllarca tekstil işçiliği yapmış annem ise emekli olmayı bekliyor.
Kente göç etme haliyle hayata tutunma çabamız, kardeşimle birlikte 10 yaşında tekstil işçiliği yapmama neden oldu. Üniversite’yi kazandım ama ekonomik nedenlere bağlı olarak lise eğitimimden sonrada işçiliğe devam etmek zorunda kaldım; tekstil, mağaza, anketörlük, depo gibi birçok işte çalıştım.
Mücadele etme bilincini, iradesini ne zaman ve nasıl kazandınız?
18 yaşına yeni girdiğim dönemler de birlikte umut derneği ile tanıştım ve hızlıca politikleşmeye başladım. İşçiliğe bağlı olarak erken yaşta iş cinayetleri, emek sömürüsü ve kadın kimliğimi tanımak, fark etmek zorunda kaldım.
Bir kadın işçinin öncü olabileceğinin anlaşılmasına dönük bugünden bakıldığında güçlük çekiliyor. Çocuk işçilikle şekillenen ve sonrasında devrimcilerle tanışmak yani bu hikâyenin kendisi burada yaşam buluyor.
DGD-SEN’in kuruluş sürecini ve süreç içerisinde mücadele pratiğini nasıl tanımlarsınız?
İşçi faaliyetleri yürütürken bu doğrultuda 2007,2009 dönemlerinde etrafımızda çok fazla işçi birikmeye başlamıştı ve bunlar genel olarak da taşeron işçileriydi. O dönemlerde taşeron işçilerin örgütlenmesine dönük sendikal pratikler yok gibiydi.
Şekerpınar Migros depo da çalışan işçilerin 2009 yılın da işten atılmasıyla birlikte, o işçiler 2013 yılın da kendi sendikasını yani DGD-SEN’i kurdu. O günlerden bu günlere kadar istisnasız bütün süreci işçilerin yönettiği, karar aldığı, maaşlı çalışanın olmadığı bir sendika olarak varlığını sürdürüyor. DGD-SEN Migros depolarından doğmuş bir mücadeleci işçi sendikasıdır ve bu tüm ülkeye yayılıyor.
10 il ve 14 depoya yayılan Migros depo işçilerinin mücadelesinin nasıl geliştiğini anlatabilir misiniz?
2022 yılında ki Esenyurt Migros depo da grev, direniş sürecine bağlı olarak yaratılan kazanımlar DGD-SEN sendikasının tanınmasına ve işçiler açısından güvenilir bir odak olduğunu göstermiş oldu. Artan örgütlenme çalışmalarıyla birlikte hileli iş kolları, taşeron sorunlarının varlığı içerisinde pratik çözümler üreterek ilerliyorduk. Şehir, şehir gezerek depolarda çalışan işçilerin oluşturduğu işyeri komitelerini bir örümcek ağı misali kurarak işçi meclisi oluşturduk.
Yüzde 28’lik zam açıklanmasından yaklaşık 4 ay öncesinden uyarı eylemleri yaparak bunları sosyal medya hesaplarından yayımladık. Bu şekilde sefalet zam mı dayatmasına karşı güçlü bir tavır alma refleksini gösterebilmiş olduk. 6 gün fili iş bırakma ve kimi iş yerlerinde de iş yavaşlatma eylemi devam etti. 23 gün boyunca da grev sürdürmüş olduk.
Migros yönetimiyle yapılan görüşmelerin nasıl sonuçlandığını ve değerlendirmesini lütfen anlatabilir misiniz?
Asla gönderilmez denilen taşeronu Migros depolarından göndermiş olduk, kadroya alma, promosyon, ücretlere zam ve diğer sosyal haklar kabul edildi. İşten atılan işçiler için özgür ayrılma hakkı diye bir formül geliştirdik; çalışmak isteyen arkadaşlarımız işe geri döndü, istemeyenler ise grev süreleri de dahil olmak şartıyla üzerine ekli tazminatlarını alarak ayrıldı. Vergiyi patron ödesin talebimiz bir devlet ve sermaye........
