menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Gerektiğinde müzeciliğin kendisi de sorgulanmalı"

37 0
20.08.2026

İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi, kendisini yalnızca geçmişi koruyan bir kurum olarak değil, hafızanın nasıl üretildiğini tartışmaya açan, bugünün deneyimlerini kayıt altına alan ve geleceğin feminist hafızasını birlikte kurmaya çalışan yaşayan bir alan olarak konumlandırıyor.

feminiOrganizasyon ekibi, müzenin kuruluşundaki temel motivasyonu, “Neyi hatırlıyoruz, neyi unutuyoruz ve kimin hikâyesi tarihin parçası olabiliyor?” sorularına farklı toplumsal eşitsizlik eksenlerini de kapsayan kesişimsel bir bakış açısıyla yanıt aramak olarak ifade ediyor.

Müzenin küratöryel organizasyon ekibinden Meral Akkent, Günseli Baki ve Şehlem Kaçar ile müzenin kuruluş sürecini, ‘kimlik’ ve ‘hafıza’ temalarını ve “Güçlenmenin Yankıları: Feminist Hafızanın İzinde” sergisini konuştuk.

Feminist hafıza için açık çağrı: Güçlenmenin Yankıları

Klasik müze anlayışına alternatif: Sanal müze

Organizasyon ekibi, “toplumsal cinsiyet odaklı” bir müze kurma fikrinin, kadınların ve LGBTİ ’ların tarih ve deneyimlerinin ana akım tarih anlatılarında ve kültür kurumlarında sürdürülebilir biçimde yer bulmadığını düşünmeleriyle pekiştiğini anlatıyor.

Türkiye’de kadınların ve LGBTİ ’ların tarihinin, gündelik yaşam deneyimlerinin, mücadelelerinin ve ürettikleri bilginin ana akım tarih anlatılarında ve kültür kurumlarında sürdürülebilir anlamda yer bulmaması bizim çıkış noktalarımızdan biri oldu.

Türkiye’de kadınların ve LGBTİ ’ların tarihinin, gündelik yaşam deneyimlerinin, mücadelelerinin ve ürettikleri bilginin ana akım tarih anlatılarında ve kültür kurumlarında sürdürülebilir anlamda yer bulmaması bizim çıkış noktalarımızdan biri oldu.

İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi, çoğu müzenin aksine kalıcı bir fiziksel mekânda faaliyet göstermiyor. Sergi ve yayınlarını internet sitesi üzerinden de kamuoyuna açan müzede Türkçe ve İngilizce dil seçenekleri bulunuyor. Müzenin resmî tanıtımında ise hem fiziksel hem sanal sergi konseptleri geliştirdiği belirtiliyor.

Akkent, Baki ve Kaçar, dijital müzecilik için “Artıları var, eksileri yok” diyor. Ekibe göre müzenin dijital ortamda var olması teknik bir tercihin ötesinde, farklı coğrafyalardan ve toplumsal kesimlerden insanların anlatılarına erişebilmenin de bir yolu.

Fiziksel bir müzenin ulaşabileceği kişi sayısı ve coğrafya ister istemez sınırlı. İnternette ise dünyanın herhangi bir yerinden sergiye ulaşmak mümkün. Özellikle toplumsal cinsiyet ve cinsellik konusunda kendisini güvende hissetmeyen ya da bulunduğu yerde bu konular üzerine konuşma imkânı bulamayan kişiler için bunun önemli bir avantaj olduğunu düşünüyoruz. Görünürlük meselesi de önemli. Fiziksel bir sergi bittiğinde, o sergiye ulaşmak artık mümkün değil. Dijital ortamda ise sergiler birer arşiv oluyor. Çevre açısından da bir avantajı olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar dijital bir müzenin dijital altyapısı nedeniyle enerji tüketimi olsa da, karşılaştırmalı olarak dijital müzenin bazı çevresel avantajlarından söz edilebilir çünkü çok daha farklı bir kaynak kullanımı söz konusu.

Fiziksel bir müzenin ulaşabileceği kişi sayısı ve coğrafya ister istemez sınırlı. İnternette ise dünyanın herhangi bir yerinden sergiye ulaşmak mümkün. Özellikle toplumsal cinsiyet ve........

© Bianet