Suruç yaralısı Dr. Çağla Seven: Silahsız insanlarla canlı bombaya yarı yarıya kusur biçtiler
Bundan 11 yıl önce bugün.
Üniversite öğrencisi Aydan Ezgi Şalcı, “Gelin yarını hep birlikte ilmek ilmek örelim” dedi, Samsun’dan Suruç’a gitti. 19 yaşındaydı.
İnşaat işçisi İsmet Şeker, oğlu Mustafa Kobanê'de yaşamını kaybetmişti, Kobanê'nin bir avuç toprağını oğlunun mezarına serpmek ve Kobanê’ye hastane yapmak niyetiyle İstanbul’dan Suruç’a gitti. 65 yaşındaydı.
CHP üyesi Nazegül Boyraz, “Gençlere kek börek yaparım” dedi, İstanbul’dan Suruç'a gitti. 55 yaşındaydı.
Polen Ünlü, Hatice Ezgi Saadet, Çağdaş Aydın, Murat Yurtgül, Duygu Tuna... Tam 33 kişi…
“Hiçbir düş yarım kalmayacak” dediler, Kobanêli çocuklara oyuncak götürmek için Suruç’a gittiler.
Amara Kültür Merkezi’nin önünde basın açıklaması yapmak için toplandılar, açıklamayı yaptılar ki canlı bomba saldırdı... Çoğunluğu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi, 33 kişi yaşamını kaybetti.
Suruç’taki saldırıdan, direnenlerin mücadele aşkı ve sağ kurtulanlardan da sembol fotoğrafları kaldı. Bu fotoğraflardan biri, yerde yatan iki yaralı kadının el ele tutuşarak birbirlerine güç verdiği kareydi.
Kadınlardan biri Gökçe Çetin, diğeri bugün doktor ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) üyesi olan Çağla Seven’di. Katliamın yıl dönümünde bianet’e konuşan Dr. Çağla Seven, o günden bugüne yaşadıklarını, sürdürdüğü hukuk mücadelesini ve geride kalan izleri anlattı.
"Aklıma ilk gelen halaylar ve kahvaltı sofrası"
20 Temmuz 2015 sabahını geriye dönüp düşündüğünde zihninde ilk beliren görüntüleri ve hisleri paylaşan Dr. Çağla Seven, o günün neşesini ve sonrasındaki süreci şöyle anlattı:
"Her molada çektiğimiz halaylar ve kültür merkezine vardığımızda bahçede kurduğumuz upuzun kahvaltı sofrası sanırım... Halayda uçuşan eteklerim, karpuzun çayın tadı, birbirini tanımayan insanların sayısı hiç az olmasa da hissedilen beraberlik hissi, gençlerin sayısının fazla olmasının kattığı neşe, enerji..."
“Parası tazminatı batsın”
Fiziksel yaralarının yanında 11 yıldır aralıksız süren psikolojik tedavi sürecini ve yargılama aşamasındaki adaletsizlikleri anlatan Seven, devletin tazminat kararındaki tutumuna tepki gösterdi:
"Gerek servisteyken fakülte psikiyatri hekimleri, gerek taburcu olduktan sonra katliam sonrası hızla oluşturulan psikososyal destek ağı, tabip odası çevresinden hekimler destek sundular, halen de sunmaya devam ediyorlar. Dolu dolu çok yoğun, halen de devam eden 11 yıllık bir psikiyatrik tedavi öyküm var. Maddi olarak elbette ölçülmesi güç bir konu ama........
