Gerçekte kırılgan olan kim?
Sağlamcılar kırılgan bir guruptur. Hegemonya alanının sarsıldığı yerde, sağlamcı konforun bozulduğu anda kırılganlık kendini dışa vurur.
Buradaki kırılganlık, sağlamcı konforun sarsılmasından kaynaklı yaşanan sonuçlardan ve gösterilen tepkilerden biridir. Sağlamcı kişinin hegemonyasının sarsıldığı noktada sonuç saldırganlık ve aşağılama olur genellikle.
Çünkü Sağlamcının, kendisini üstün konumlandırdığı ilişki, bir iktidar alanıdır onun için. Kendisini “sağlam olmayana” En üst ve hegemonik noktada konumlandırır. İlişkinin “muktediri” o dur. O istediği kadar karşısındaki onunla eşit olabilir. İlişkinin seviyesini o belirler. Şaka yapılacaksa da şakanın sınırını o belirler. Karşısındakine her tür şakayı yapma (aşağılama) hakkına sahiptir. Oysa karşısındakinin şaka sınırını da kendisi belirler.
Uzlaşılamayan bir fikir çelişkisinde de bu böyledir. “Sağlamcı hep haklıdır.” Bu hiyerarşi bozulduğunda her şey alt üst olur. Sağlamcının fildişi kulesi, karşısındakinin en küçük bir eşitlik talebiyle sarsılır, tuz buz olur.
O andan itibaren maske düşer. Ortam buz keser. İğnelemeler başlar. Sağlamcı, göklerdeki egosunun aldığı yarayı hazmedemez ve sürekli karşısındakinin kusurlu olduğunu vurgulamaya başlar.
Bazen “hoşgörüsü” tavan yapar. İlişkideki hiyerarşinin bozulduğu zamana kadar “hoşgörüyü” bir erdemlilik göstergesi olarak tepe tepe kullanır. Hiyerarşideki yeri sarsıldığında da “hoşgörü” kılıcı üzerindeki yanıltıcı kılıfı çıkarır ve haksız bir savunma aracı olarak rastgele sallamaya başlar.
“Hoşgörü” burada egemenin ne kadar “erdemli” olduğunu gösteren........
