menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fikrin sorumluluğu

24 0
18.07.2026

1900'lü yılların ortalarında dünya genelinde demokrasiyle yönetilen ülkelerin sayısı oldukça azdı. Bugün ise 193 Birleşmiş Milletler üyesinden birçoğu, hükümetlerini düzenli seçimler yoluyla belirliyor. Demokrasi, son yüzyılın trendi hâline geldi; çok revaçta, çok havalı! Oy kullanma, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, basın ve ifade özgürlüğü, dernek ve sendika kurma… Bayılıyoruz demokrasiye! Ancak bu demokrasilerin ne kadar düzgün işletildiği hâlâ büyük tartışma konusu olurken, biz bu yazıda demokrasinin bize sunduğu düşünce ve ifade özgürlüğünü ve bu özgürlüğü nasıl kullandığımızı irdeleyeceğiz.

James Bond'un Spectre filminde M, "Öldürme lisansı, öldürmeme lisansıdır." der. Öldürme yetkisi yalnızca bir özgürlük değil, aynı zamanda bir güçtür; asıl değer, bu gücü ne zaman, nasıl kullanacağını ve belki de hiç kullanmamayı seçme bilincindedir. Benzer şekilde ifade özgürlüğü de sadece bir şeyi söyleme hakkı değildir; gerçek değer, fikirlerimizi sorumlulukla paylaşmak ve bazen paylaşmamak bilincindedir. Peki, demokrasinin en değerli hediyelerinden biri olan düşünce ve ifade özgürlüğünün getirdiği sorumluluğun farkında mıyız? Günümüzde sosyal medyanın mikrofon etkisiyle herkes fikirlerini kolayca paylaşabiliyor. Bu serbestlik, günlük hayatımıza da yansıyor; tartışmalarımızı, sohbetlerimizi ve algılarımızı şekillendiriyor. Ancak birçok kişi, fikirlerine karşı çıkıldığında "Bu da benim fikrim." veya "Zevkler ve renkler tartışılmaz." gibi söylemlerle, bilgisi sınırlı ve altyapısı zayıf fikirlerinin sorumluluğunu almaktan kaçıyor. Peki, fikirler ve onların değerlendirilmesi gerçekten bu kadar öznel mi?

Eskiden haberleri televizyon, gazete ya da radyo aracılığıyla alanında uzman gazeteciler veya akademisyenlerden alırken, bugün gündem........

© Bianet