menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Homo Sapiens’ten kapitalizme uzanan ekokıyım

57 0
20.04.2026

Geçen aylarda yayımlanan haberde, nesli tükenmiş bir kurt türünün laboratuvarda yeniden üretildiği duyuruluyordu. Haberin anahtar kelimeleri ve ifadeleri hayli önemliydi: “Nesli tükenen kurt”, “laboratuvar” ve “yeniden üretmek.”

İnsanın, kendi dışındaki canlılara nobran yaklaşımı sonucu tür çeşitliliğinin azalması ve bazılarının yok olması mı, yoksa sonra bunlardan bir kısmının laboratuvarda tekrar üretilmeye çalışılması mı daha büyük bir facia?

İki eylemin kesişiminde, insanın doğaya ve canlılara hükmetmeye uğraşması bulunuyor. Başka bir deyişle insan, yayılmacılığı ile yıkıma yol açarken tabiatın ve canlıların yaşamını sekteye uğratıyor. Bahsi geçen haberdeki “üretim” de benzer bir yayılmacılığın ve yıkımın yansıması.

Ashley Dawson, “Alternatif Bir Kapitalizm Tarihi” alt başlığıyla yayımlanan incelemesi Soyların Tükenişi’nde bu durumu “küresel bir saldırı” ve “sermayenin yaşamın tüm alanlarına yayılışı” diye niteliyor.

“Kültürel bir yok oluş”

Dawson’a göre insanın yol açtığı yıkım ve genişleyen ekolojik felaketin önemli bir parçası da biyoçeşitliliğin azalması ve bazı canlı türlerinin yok olması: Doğayı fethedilecek bir düşman olarak gören insanın, biyoçeşitliliği örselerken besin zincirini tüketmesinden dem vuran yazar, söz konusu şiddet eyleminin hatırı sayılır bir kitle tarafından kabul edilip desteklenmesinin yıkımı hızlandırdığını hatırlatıyor.

Dawson’a göre insanın giriştiği bu talan, “kültürel bir yok oluşa” denk geliyor; kapitalizm “kültürünün” (ya da kültürsüzlüğünün) marifeti de diyebiliriz mevcut duruma. Yazar, konuyu biraz daha somutlaştırıyor: “Biyoçeşitliliğin yok edilmesinin, gezegenin ortak zenginliğine yönelik büyük ve belki de nihai bir saldırı olarak tanımlanması gerekiyor. Hatta yok oluşun iklim değişikliğiyle birlikte çağdaş kapitalizmin çelişkilerinin öncüsü olarak görülmesi gerekiyor.”

Sermayenin sürekli genişleme arzusu biyoçeşitliliğin sınırının azalması demek. Dawson’ın anlattıklarının merkezinde bu hayatî gerçek bulunuyor. Diğer bir ifadeyle kapitalizmin, dört bir yanına yayıldığı gezegeni enikonu metalaştırarak doğayı yok etmesi demek bu. Dolayısıyla tabiatla ve insan-dışı canlılarla ilişkisini bozan insan, her şeyin merkezine kendini yerleştiriyor. Dawson, bu süreçte önemli bir eşikten bahsediyor: “Dönüm noktası, çakmaktaşı ve ok uçları gibi çok sayıda eserin varlığıyla arkeolojik kayıtlara geçmiştir. Bu ‘büyük atılım’ ile Homo Sapiens aslında doğal seçilim yoluyla biyolojik evrimden kültürel evrime geçti. Ancak trajik bir şekilde, bir tür olarak doğanın esareti olarak........

© Bianet