menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şirket ütopyaları vs 19. yüzyıl kırbacı

22 0
27.04.2026

Geçen hafta, Türkiye’nin en büyük unicornlarından Insider’ın üst düzey yöneticilerinden Merve Nazlıoğlu’nun sözleri büyük tepki topladı:

“Burası bir şirket değil. Burası bir ‘ütopya.’ Bunu tüm mülakatlarda söylüyorum. Buraya primler, sağlık sigortası için geliyorsan hiç konuşmayalım. Burada bir hayal ve hayale adanmış hayatlar var.

“‘Sen bu savaşa hazır mısın, bundan zevk alacak mısın’ diye soruyorum mülakatlarda.

“Evlenirmişçesine seçtiğim insanlar bunlar. Günde 18 saat harcadığım insanlarla aynı ateşi paylaşıyor olmam çok önemli.”

Bu sözlerin büyük bir rahatlıkla, adeta ilham verici bir marka hikayesi gibi pazarlanmasını görünce insan ister istemez düşünüyor: 19. yüzyılın kırbacı, günümüzün neoliberal “vizyon” anlatılarından daha mı insaflıydı? En azından o dönemde çalışma hukuku yoktu, kurumsallaşmış sosyal politikalar henüz doğmamıştı ve sömürü tüm çıplaklığıyla ortadaydı. Günümüzde ise en az 200 yıllık emek mücadelesiyle kazanılmış hukuki haklar; “başarı hikayeleri”, “aidiyet” ve “vizyon” makyajıyla ustaca görünmez kılınıyor.

Bu kırılmayı ve arkasındaki zihniyeti ben dört temel noktada okumayı tercih ettim.

1) İş sözleşmesi rasyonel bir takastır.

İş sözleşmesi, en temelde rasyonel ve hukuki bir takastır. Çalışan emeğini, zamanını ve........

© Aydınlık