menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’nin en kalabalık milleti: El-Sefiller

44 35
28.01.2026

Bu yazıya katkıda bulunan Aydınlık yazarı Suriyeli dostumuz Prof. Dr. Bassam Abu Abdullah’a teşekkür ederiz.

Suriye orta gelirli bir ülkeydi. Mütevazı ama işleyen bir üretim tabanına sahip ve vatandaşların temel hizmetlere erişimi vardı. Ancak 15 yıllık bir uluslararası yıkım savaşı, uluslararası müdahaleler, ambargolar, ablukalar ile yaygın bir yolsuzluk, Suriyelilerin büyük çoğunluğunu yoksulluk sınırının altında yaşamaya ve en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamamaya mahkûm etti. Yoksulluk artık toplumun sadece bir kesimini etkileyen marjinal bir durum değil. El-Yoksulluk ve El-Sefillik mezhep, etnik, dini veya siyasi bağlılıklarına bakılmaksızın Suriyelileri birleştiren belirleyici unsur haline geldi.

Mustafa Kemal’in “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat (yol), tarikat-ı medeniyettir (medeniyet yolu yoludur)… Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.” tespiti, Suriye bağımsızlık savaşı ve cumhuriyetinin kurulmasına ilham kaynağı olmuştu. Ama ve lakin Mustafa Kemal ve arkadaşlarının ülkemizde başlattığı milli demokratik devrim nasıl akamete uğradıysa, ülkemizin ilerlemesi, medeniyeti yeniden yabancı devletlere tevdi edildiyse, feodal yapılar tasfiye edilmediyse, fikri, vicdanı ve irfanı hür bireylerin cumhuriyeti sekteye uğradıysa benzeri Suriye’de de yaşandı.

Esad Yönetimi döneminde ileri sürülen ve tedavülde olan sav şuydu: Yanımda durmaz, beni savunmaz ve mevcut iktidarımı koruyamazsanız gelecek olanlar ılımlı-laik Sünniler, Aleviler, Dürziler, Kürtler, Süryaniler, Ezidiler ve kendi itikadı meşrebinden olmayan herkesi düşman olarak telakki edecek ve büyük mezhepçi kıyımlara kalkışacaklar. Aslında bu anti-demokratik muhalefetin palazlanmasının önünü açan da Suriye halkının temel sorunlarını hedef alan ve çözüm üreten milli ve demokratik bir muhalefetin köküne kezzap suyu döken de Esad iktidarıdır. Esad’ın ileri sürdüğü tezin gerçekleşmiş olması da onu kâhin yapmaz.

Suriye sahasına; ya Esad ya da DEAŞ, ÖSO, Müslüman Kardeşler Örgütü, HTŞ döngüsü hâkim oldu. Demokratik muhalefet hem siyaseti-dar Esad hem dini-dar muhalefet hem de uluslararası kuvvetler tarafından yalnız bırakıldı. Zira hiçbir taraf Suriye meselesinde demokrasi,........

© Aydınlık