İki devrim, iki halk, iki tavır, bir ders
Bugünkü yazımızda iki tarih ve iki milletin bu tarihlerde olan bitenlere tepkilerini ele alıp, devletlerin bekası için, “manevi” beraberliğin gerekliliği üzerine fikir yürütmeye çalışacağız.
Bu talihsiz tarihlerden birincisi, 25 Aralık 1991’dir. O gün, dünya tarihinin ilk sosyalist devleti, Lenin ve Stalin’in hayatlarını ortaya koyup yarattıkları ve dünya halklarının uzun seneler hayallerini süslemiş olan Sovyetler Birliği, bir gecede yıkılıp tarihe karışmıştı. Sovyetler Birliği, 25 Aralık 1991 tarihinde, devlet başkanı Mihail Gorbaçov’un istifa etmesi ve 26 Aralık 1991’de parlamentonun, ülkenin varlığına resmi olarak son vermesiyle çöktü. Aynen şahısların vefat etmesinden sonra, ardından binbir türlü sebep uydurulması gibi, Sovyetler Birliği’nin yok olmasının ardından, genellikle şu bahaneler uydurulmuştu:
“Ülke ekonomisi uzun süredir çok zayıftı. Halk temel gıda ve eşyaları bulmakta zorlandı.
Cumhuriyetler ayrı adımlar atmak istedi. Liderler reformlar yapmakta geç kaldı.”
SOVYET HALKI NEDEN TEPKİSİZ KALDI?
Bir süper devletin çöküşü, nasıl bu kadar kolay olabildi acaba?Ve bizler de uzaklardan merakla 74 senelik Sovyet devletinin, hemen hemen hiç savunulmadan, halkın öyle büyük direnişine şahit olmadan ortadan adeta kaybolmasını izlemiştik. 74 senedir bir “devrim” altında yaşayan ve hayatlarını sürdüren Sovyet halkı, hemen hiç bir ciddi tepki göstermeden, hayatlarına bir şekilde devam etmek zorunluluğu içinde hapsolmuştu. Türkiye’mizde o aralarda yaşadığımız “Nataşa’ tecrübesi ve eski Sovyet topraklarında Ortodox kilisesinin, birdenbire popülerleşmesi gibi sosyal olguları hatırlamakta yarar var diye düşünmekteyiz. Sovyetler Birliğini oluşturan ve 1991’den sonra ayrı varlık sürdüren halklar, elbette sonunda kendilerini toparlayıp, bugünün çok ta etkili sayılabilecek durumlarına gelebildiler. Ama olanların dramatikliğini açıklamak amacıyla, Sovyetlerdeki bu olan biteni, bir başka ülke ve toplum ile karşılaştıracağız şimdi de.
Tarih 28 Şubat 2026’dir. Ve bu defa Doğu komşumuz İran’ın başına gelenleri ve halkın aldığı tutumu görmek için, Tahran’a gideceğiz: ABD ve İsrail’in 47 senedir geliştirdiği İran düşmanlığını, son büyük bir darbe ile kendi açısından olumlu bir sonuca ulaştırmaya çalıştığı bir talihsiz gündür o gün. Saldırgan ABD ve........
