menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Unutulan Yıllar

41 0
21.04.2026

Uzun yıllar yurtdışında yaşayıp da Türkçesi gerilemeyen yazarların başında ben Nâzım’ı bilirim. Buna Niyazi Berkes’i de eklesek sanırım yanlış olmaz. İlgiyle okuduğum Unutulan Yıllar (İletişim 1997) bizde ilk dört beş anı kitabından biridir bence. Berkes, kalemi güçlü, külyutmaz, zeki bir aydın. Bilim insanı olmasaydı, pekâlâ iyi bir romancı olabilirdi. Olaylara bakışı, yorumları ilginç… Kimseyi yüceltmeden yazıyor. Doğruyu, gerçeği görmek için ilk koşul bu olmalı, olaylara kimseyi yüceltmeden bakabilmek. Herkes insandır, herkesin bir yanlışı, kendine göre hesapları olabilir. Berkes, yer yer olaylara bir mizahçı gibi bakarak, alaysamalı anlatımıyla artık kimseye kin tutmadığını da gösteriyor. Saklı Sözlük’e alırım diye ilk kez Unutulan Yıllar’da rastladığım “cavalacoz”, “paylaşık” gibi sözcüklerin altını çizdim.

Recep Peker gibi faşist bir siyasetçinin sosyalist partiler kurulmasına neden izin verdiğini şöyle açıklıyor Berkes. Türkiye, ABD’nin ilgisini çekmek için âdeta Yunanistan ile yarış halindedir. Onlarda olan “kızıl tehlike”yi yaratıp Amerika’dan destek alınacaktır. Yeni düzen, kendi elleriyle kendi iç tehlikesini yaratır, yoksa koltuklarını korumaları zordur. Bu tehlike kızıl tehlikedir, Rusya’dır. Oysa düzen için tehlike olabilecek ne güçlü bir sosyalist hareket ne de işçi sınıfı vardır. Güya solu yönettiği sanılan Şefik Hüsnü görünmeyen adamdır, bir çeşit gizli imamdır: “Güvenlik örgütlerinin çok iyi tanıdığı bu zatı; halkı bırakın, aydınlar bile ne görmüş ne de tanımıştır.” 1946 yılında sosyalistlere de siyaset izni çıkınca, kurduğu partiyle ilk sırayı kapan ve tek bir milletvekili bile çıkaramayan Esat Adil ve........

© Aydınlık