menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devrimin ayak sesleri

59 7
21.01.2026

Geçen haftaki yazımda belirtmiştim.. Halep orada ise arşın burada diye.. Bunun anlamı şuydu.. Halep’te ortaya çıkan fizik yasalarına bağlı her sonuç her yerde ortaya çıkar.. O yüzden Eşrefiye ve Şeyh Maksud bir uyarıdır demiştim.. Bu hafta uyarıyı almayanlar için Fırat'ın doğusuna Rakka'ya doğru operasyon genişledi ve sonunda anlaşıldı ki Halep orada ise arşın her yerde..

Sonuç: YPG Suriye yönetimi ile anlaştı.. Artık Suriye ordusuna ve milletine entegre olacaklar.. Bu doğru kararın umuyoruz sonu da güzel olacaktır. Umuyoruz ki bir Truva atı modeli hayallerine kapılmayacaklardır. Zira, bir hülle girişimi ile Türkiye’ye yeni bir tehdit ortamı, kabuğuna – etiketine bakılmadan yok edilecektir.

Bugün size daha derin bir gözlemimi anlatmak istiyorum. Türk devriminin kökleri ve 1838’den beri gelen sürecin anlaşılması günümüzde yaşananları kavrayabilme yeteneğimize nasıl ışık tutabileceğini göreceksiniz.. Zira tarih ve tekerrür ilişkisi aslında bir sosyal sürecin neden-sonuç ilişkisidir.

Osmanlı İmparatorluğu Küçük Kaynarca Antlaşması ile ciddi miktarlarda toprak kaybetmeye başladığı bir döneme girmiştir.. Gerçekten de üç kıtaya yayılan imparatorluk, çok kısa bir sürede büyük tavizler verdiği barış antlaşmaları yapmaya başlamıştır.. Önce ödenemeyen borçlar yüzünden ortaya çıkan ayrıcalıklar ve tavizler bir süre sonra evrim geçirerek kapitülasyonlar ve Düyun-u Umumiye gibi ekonomik bağımsızlığın kaybolduğu bir rejim haline dönüşmüştür. Bu yetmezmiş gibi kaybedilen topraklar bütün toplumsal yaşamlarını Osmanlıyla barışık ve ona sadık kaldığını göstermek için düzenleyen milletlere dahi Osmanlı'nın üzerine yürüme cesareti vermiştir. Bunun en güzel örneği Bulgarlar, Ömer Seyfettin romanında anlatıldığı gibi “Çarigrad Naş..” diyerek imparatorluk başkentine yönelik sefer düzenler olmuşlardır..

Devlet-i Aliye’nin günü kurtarma çözümleri yeterli olmadığı gibi çöküşün gün geçtikçe derinleştiği sokaklarda dahi hissedilir hale gelmiştir.. Burada bazı devrimci kişilikler, köklü değişiklikler ile çöküş sürecini yavaşlatıp, tersine çevirmeyi hedefleyen iyi niyetli çabalar göstermişlerdir.. İkinci Mahmut’tan Abdülaziz’e kadar Osmanlı Sarayında, Merzifonlu’dan Mithat Paşa’ya kadar bürokraside bağımsız devrimci kişilikler çıkmıştır..

“Vatanın........

© Aydınlık