Yaşam sabır ister
Sanat yaşamımızda çok etkin bir yere sahip. Mağara devrinden başlayarak, duygularımızı, olayları anlatmamızın en etkin yolu. Sözcüklerden çok daha etkili, iç dünyamızı çok daha güzel dışa vurabiliyor. Sanatı yapan sanatçı, sanatçıyı yapan ise çevresi. Öncelikle genleri, hissiyatı, kendi yapısı, sonra annesi, babası, kardeşleri yani içinde büyüdüğü çevre, sonra da kendisinin seçip yaşamına dahil ettiği kişiler…
İşte tüm o kişiler sanatçının yaşamını, eserlerini etkiliyor. Ayrıca, onlar da o sanatçıdan etkileniyor. Karşılıklı bir etkileşim bazen birbirini kullanma bile söz konusu. Bu hafta direkt ve çok ünlü bir sanatçıdan değil, onun sıra dışı eşlerinden birinden ve karşılıklı ilişkilerinden söz etmek istiyorum. Picasso’nun kadınlarından, eşlerinden biri, Françoise Gilot (26 Kasım 1921 – 6 Haziran 2023) Fransız ressam, yazar ve sanat eleştirmeni.
ARALARINDAN 40 YAŞ VARDI
Hem sanatsal kariyeri hem de Pablo Picasso ile olan ilişkisi nedeniyle dünya çapında tanındı Gilot. Babası iş adamı, annesi ise suluboya ressamıydı. Demek ki sanatçı olarak Françoise’nin yaşamındaki ilk iz annesi… Kendi de küçük yaşta resim yapmaya başladı. Üniversitede hukuk ve felsefe eğitimi aldı (acaba annesinden veya iç sesinden bir kaçış mıydı?) fakat sonunda tümüyle resme yöneldi.
1943’te 21 yaşındayken bir restoranda Picasso ile tanıştı. Picasso o sırada 61 yaşındaydı. Bu yaş farklı evlilikler çok rastlanılan bir olay. Güç, para veya statü sahibi bir yaşlı adamın genç kızlarla ilişkisi, evliliği. Genç kız yaşlı adama gençliğini, gençliğin getirdiği güzelliği, diriliği verirken, onun statü ve çevresinden, oturduğu pahalı evlerden, bindiği lüks araçlardan, seyahatlerden faydalanır.
DOĞAYA AYKIRI BİRLİKTELİK
Enerjisi azalmış, kasları, etleri sarkmış, göbeği çıkmış, saçları dökülmüş yaşlı erkek ise yanındaki genç kızla kendini delikanlı gibi hissetmek isterken (acaba hissedebiliyor mu?) onu çevresinden, bağlantılarından, para, güç, bilgi ve deneyimlerinden de........
