menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Azınlıkta Olmanın Getirdiği Sıkıntılar

26 0
01.02.2026

İnsan yaşamdaki zorluklardan kolay kolay yılmamalıdır. Aksine, yaşamdaki fırtınalara göğüs gererek yoluna azimle devam etmelidir.

Frank O’Malley

Geçen haftalarda kadınlar için üst düzey liderliğin çok dik bir yokuş olduğunu işlemeye başladım. Tarihten, geçmişten sayılarla örnekler verdim, kadınların liderlik ve yöneticilik konularında ne kadar az sayıda olduğuna değindim. Peki neden? Neydi engeller? Geçen haftalarda “Gizli Kültür Egemelikleri”ne ve “Kadınların Sosyalizasyonu Teorisi”ne değindim, özellikle de erkek kültürünün egemenliği nedir sorusunu açtım.

Önceki bölümde görüldüğü gibi kadınlar erkeklerden yönetici konumlarında daha başarısız değildir. Öyleyse, eşit sayıları sağlamak için kadınları yönetici konumlarına baş vurmak ve onları bu konumlarda sebatla devam etmeleri konusunda eğitmek, destek vermek gereklidir. Erkek adaylar bu tür eğitimi ve desteği resmi olmayan bir şekilde almaktadırlar.

Bu hafta yöneticilerin sıkıntılarına değineceğim. Her iş kolunda potansiyel baskı unsurları vardır. Bunların bazıları kadınlar ve erkekler için ortak baskılardır. Bazıları da belirli bir gruba özel baskılardır. Çalışan kadınlar iki veya daha fazla çevrenin gereksinmelerinden sıkıntı duyar. Bunlar iş ve ev sorumluluklarıdır. Erkekler ev sorumluluklarından daha az etkilenirler. Bu nedenle erkeklerin yaşadığı iş sorunları olduğundan daha büyük görünebilir.

Takip eden bölümde ağırlıkla kadınların stres faktörleri üzerinde durulacaktır, ancak erkeklerin de yaşadığı ortak streslere bu haftaki yazımda değinip, haftaya kadınların ek sıkıntılarını anlatacağım. Öncelikli konu strestir yöneticiler için. Stresin tanımı üzerine hayli anlaşmazlık vardır. Stresin kökeni Latince’den gelir. 17. Yüzyılda zorluk, güçlük, sıkıntı ve acı, ıstırap vermek anlamına kullanılmıştır.

18. Yüzyılın sonlarına doğru özellikle insanların organları ve beyinleri üzerindeki baskı, güçlü çaba ve kendini zorlamayı belirtmek için kullanılmıştır. Günümüzde stres sözcüğü dış ajanların yapı ve fonksiyonu rahatsız etmesi ve bu ajanlara değişik seviyelerde psikolojik, fizyolojik, sosyal sistemlerin yanıt vermesi olarak kullanılır. Yani stres çok yönlüdür.

Stresin kısa vadeli sıkıntıların ötesinde uzun vadeli sağlık bozukluğuna katkıda bulunduğu anlayışına bu kavramın gelişiminin başlarında da rastlanır. Örneğin 1910 yılında Sir William Osler iş camiasının Musevi üyelerinde koroner rahatsızlıklara rastlamış ve bunları iş ve aile yaşamının hızlı temposuna, sinirsel enerjinin çok kullanılmasına bağlamıştır. Sonraki yıllarda stresin herkesi........

© Aydınlık