menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mermerin vücut bulduğu kent: Afrodisias

24 0
28.04.2026
“Asya’daki bütün şehirler içinden bu kenti kendim için seçtim.” Roma İmparatoru Augustus (M.Ö. 30)

İzmir-Denizli yolunda Kuyucak yakınlarından Aydın’ın Karacasu ilçesine doğru sapıldığında yol sizi bugün dahi görkemiyle dikkatleri üzerine çeken Afrodisias Antik Kenti’ne götürür. Karia’nın kuzey doğusunda, Menderes Vadisi civarında yer alan kent, stadion, tiyatro, buleterion, sebasteion gibi yapılarıyla ziyaretçilerini karşılar. Antik kentin hemen içinde kazılarda ortaya çıkan eserlerin sergilendiği bir de müze vardır.

Anadolu’da bulunan antik kentler arasında diğerlerinden sıyrılan pek çok özelliğe sahip Afrodisias Antik Kenti. Antik dönemde bölgenin heykeltraşlık merkezi olan kentte birçok heykeltraş yetişti ve o kişilerin yaptığı eserler döneminin sanatsal anlamda en üstün eserleri arasına girdi. Tanrıça Afrodit’e adanan kentler arasında en ünlüsü olan Afrodisias, Karia bölgesinde yer alır. Kentte kazıların başlamasıyla birlikte üzerine kurulmuş olan Geyre köyü taşınır ve antik kent biraz daha ortaya çıkar. 2009’da UNESCO Dünya Kültür Mirası’nın geçici listesine alınan Afrodisias 2017’de ise kalıcı listeye dahil olarak Dünya Mirası kategorisinde kendine yer bulur.

ANTİK KAYNAKLARDA AFRODİSİAS

Afrodisias’ın adına antik kaynaklarda az rastlarız. Bunda kentin asıl büyük ününü Roma döneminde yaşamış olmasının etkisi vardır. Byzantiumlu Stephanos’a göre kentin en eski ismi Ninoe’dir. Tanrıça Astarie ve tanrıça İştar’ın Akadca isimleri olan Nino, Nin ya da Nina ile ilişkili olduğu düşünülür. Aphrodite kültü ile İştar’ın da bağlantısı düşünüldüğünde Afrodisias isminin Ninoe’nin Helence bir çevirisi olduğu ihtimali ağırlık kazanır.

Strabon’un Coğrafya adlı kült eserinde de Afrodisias ismine doğrudan rastlamayız. Yazarın yaşadığı ve eserini yazdığı dönemde Afrodisias’ın henüz görkemli bir kent hüviyetine bürünmediği bilinir. Yaşlı Plinius olarak bildiğimiz Gaius Plinius Secundus adlı Romalı yazarın Doğa Tarihi adlı eserinde geçen Afrodisias ismi kentin yazılı kaynaklarda karşımıza çıkan en erken kullanımıdır. Klaudios Ptolemaios’ta kentin coğrafi olarak tanımlandığını görürken daha geç Bizans ve kilise kayıtlarında Afrodisias bir piskoposluk merkezi olarak karşımıza çıkar.

AFRODİT KÜLTÜ VE İNANCIN ŞEHRE YANSIMASI

Byzantiumlu Stephenos kenti Aphrodite ile anarak aslında kentin kimliğini de tanımlar ve dini kökeninin antik çağda da bilindiğini gözler önüne serer. Adını doğrudan Aphrodite’den alan kentin merkezinde büyük bir Aphrodite Tapınağı bulunur. Tanrıçaya adanan ritüeller adaklar ve düzenlenen festivaller ile kent bir kült merkezi işlevi görür. Fakat buradaki Aphrodite figürü Yunan mitolojisinde karşımıza çıkan klasik “aşk tanrıçası” değildir. Daha Anadolu kökenli öğeler barındıran tanrıça bu coğrafyadaki inançlarla oluşur.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AFRODİSİAS

M.Ö. 5 bin yılından günümüze kadar kesintisiz iskan edilen Afrodisias’ın günümüzde bilinen ismi M.Ö. 1. yüzyıldan itibaren yani Roma dönemiyle birlikte kullanılır. Kente adını veren tanrıça Afrodit aynı zamanda mitolojide Aeneas’ın da annesidir. Aeneas ise Troyalı bir kahramandır. Troya’nın yıkılışından sonra İtalya topraklarına giderek Roma’yı kurduğuna inanılan........

© Aydınlık