menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Silahların gölgesinde Üretim Devrimi

26 0
01.03.2026

Önceki yazımızda Anadolu’ya kurulması planlanan 16 Mega Endüstri Bölgesi’nin yalnızca bir sanayi projesi olmadığını, aynı zamanda deprem gerçeği karşısında üretim coğrafyasının yeniden kurulması ve Türkiye’nin üretim devrimine hazırlanması anlamına geldiğini vurgulamıştık.

Bugün ise aynı konunun daha geniş bir çerçevesine, yani üretim hamlesinin jeopolitik koşullarına ve finansman meselesine bakmak zorundayız.

Savaşlar ve çatışmalar emperyalizmin beslendiği durumlardır. Gelişmekte olan ülkelerin hemen hepsi bir sınır çatışması, iç karışıklık tehdidi altındadır. Son yıllarda bölücü ve gerici tehditler, ekonomik ve sosyolojik bozulmalardan beslenen renkli devrim girişimleri ile birleştirilerek ülkelerin kontrol altına alınması için kullanılan bir yöntem hâline getirilmiştir. Emperyalist merkezler yalnızca askeri araçlarla değil; finansal baskı, medya manipülasyonu ve kültürel araçlarla da devletlerin karar alma süreçlerini etkilemeye çalışmaktadır.

TÜRKİYE’NİN PLANLI KALKINMA GELENEĞİ

Bu tablo karşısında Türkiye’nin en büyük gücü, devlet aklının planlama yeteneğidir. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Türkiye, kalkınmayı rastlantılara bırakmayan bir devlet geleneği oluşturmuştur. 1930’larda uygulanan sanayi planlarından günümüze kadar uzanan bu gelenek, bugün de Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan kalkınma planlarında ifadesini bulmaktadır. Türkiye’nin kalkınma planları yalnızca ekonomik hedefler listesi değildir; aynı zamanda Türk Devrimi’nin bilimsel ve tarihsel maddeci temellerine dayanan bir devlet planlama anlayışının ürünüdür. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan demir-çelik fabrikalarından enerji ve ulaştırma altyapısına kadar birçok atılım, planlı kalkınma anlayışıyla gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin üretim kapasitesini büyüten her adımın arkasında bu planlama geleneği vardır.

Ancak Türkiye’nin tarihine bakıldığında, her büyük kalkınma hamlesinin aynı zamanda emperyalist müdahalelerle karşı karşıya kaldığı görülür. Sanayi planları döneminden günümüze kadar Türkiye’nin bağımsız üretim atılımları sürekli olarak dış baskılarla sınanmaya çalışılmıştır. Çünkü üretim gücü artan bir Türkiye, yalnızca ekonomik anlamda değil, jeopolitik ve siyasi bakımdan da bağımsız bir güç hâline gelir. Bu nedenle Türkiye’nin üretim hamleleri çoğu zaman ekonomik saldırılarla, siyasi baskılarla veya bölgesel krizlerle karşı karşıya bırakılmıştır.

DOĞU AKDENİZ VE KARADENİZ’DE YENİ CEPHE

Bugün bölgemizde yaşanan gelişmeler bu gerçeği bir kez daha hatırlatmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgemize yığdığı askeri güç, Türkiye’nin batı........

© Aydınlık