menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyfiye’den Kalemiye’ye: Rami Kışlası

21 0
28.07.2026

Bugün sadece İstanbul halkının değil, tüm ulusumuzu yakından ilgilendiren bir kültür dönüşümüne dikkatinizi, çekeceğim. Bir dönemler (asırlarca) kılıç şakırtılarının duyulduğu, savaş planlarının yapıldığı Rami kışlası artık, sayfa hışırtılarıyla adını duyuruyor.

Bir şehrin hafızası dünyanın her yerinde yalnızca taş binalarda değil, o binaların üstlendiği görevlerde de saklıdır. Aynı yapı, farklı dönemlerde farklı anlamlar kazanabilir. İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde yükselen Rami Kışlası da bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bir zamanlar Osmanlı ordusunun eğitim ve sevk merkezi olan bu devasa yapı, bugün milyonlarca kitabın, araştırmacının ve kültürel etkinliğin buluştuğu bir bilgi mabedi olarak yaşamını sürdürüyor.

Rami artık savaşçı kesime (seyfiye) hizmet etmeyi bir kenara bırakıp, bilime (kalemiye) hizmete başlamıştır. Bu dönüşüm, yalnızca bir restorasyon yani yenileme hikâyesi değildir. Aynı zamanda Osmanlı'nın seyfiye geleneğinden Cumhuriyet Türkiye'sinin kalemiye anlayışına uzanan sembolik bir medeniyet in günümüzdeki yolculuğudur.

Osmanlı devlet teşkilatında "seyfiye", kılıcı temsil eden askerî sınıfı ifade ederdi. Devletin güvenliği, sınırların korunması ve fetihler bu sınıfın temel göreviydi. Buna karşılık "kalemiye", devletin bürokratik ve ilmî yönünü temsil ediyor; kayıt tutuyor, hukuk üretiyor, diplomasi yürütüyor ve devlet aklını şekillendiriyordu. Kılıç ile kalem, aynı devletin birbirini tamamlayan iki temel gücüydü.

Rami Kışlası'nın hikâyesi işte tam da bu iki kavramın kesiştiği noktada anlam kazanıyor.

II. Mahmud döneminde XIX. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen Rami Kışlası, Osmanlı ordusunun modernleşme sürecinin en önemli askerî merkezlerinden biri oldu. Yeniçeri Ocağı'nın........

© Aydınlık