Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler
Uluslararası hukukun hükmünün kalmadığı, vesayet kurumu olmaktan başka hiçbir misyonu olmayan Birleşmiş Milletler’in dahi devre dışı bırakıldığı, “gücü gücü yetene” sistemimin despotik yöneticilerinin ateş ve kılıçla kitle katliamları yaptığı cehennemi bir dünyada yaşıyoruz.
Trump–Netanyahu ikilisinin pervasızlıkları, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturulan küresel sistemin tüm kurumlarıyla birlikte çürüdüğünü göstermekte. Yeryüzü adeta bir suç ortaklığına dönüşmüş durumda.
ABD, İngiltere, Rusya ve Çin’in kendi sınırları dışındaki çıkarları nedeniyle Birleşmiş Milletleri kilitlemeleri, yani ahlak dışı bir siyasetle dünyayı hukuksuz, otokratik bir yapıya mahkûm etmeleri, ciddi bir insanlık ve vicdan sorunu olarak ortaya çıkmakta. Bu bağlamda tartışılması gereken çok sorun olmakla birlikte, BM rejiminin eleştirilmesi başta gelmekte.
‘Birleşmiş Milletler’ ifadesi ilk kez Roosevelt tarafından önerildi ve yine ilk kez 1 Ocak 1942 tarihli Birleşmiş Milletler Bildirisi’nde kullanıldı. Roosevelt, Churchill ve Stalin’in Yalta Konferansı’nda özellikle Güvenlik Meclisi’nin (Konsey) oylama usullerine ilişkin uzlaşmaya varmaları üzerine, 25 Nisan 1945’te San Fransisko’da bir konferans toplanarak yeni örgütün anayasasının hazırlanması çalışmalarına başlandı.
Bu çalışmalar, katılanların oy birliğiyle bugünkü BM Antlaşması’nı ve Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nü kabul etmeleriyle sonuçlandı. Söz konusu antlaşma 26 Haziran 1945’te imzalanıp, 24 Ekim 1945’te yürürlüğe girdi. BM, 51 asli üyeyle kurulmuş olup, daha sonra kabul edilen üyeler ile üye sayısı 193’e ulaşmış durumda.
İkinci Dünya Savaşı sonrası galip devletlerini güçlü ve tek söz sahibi kılan bu........
